Günlük Çalışması ile Emoji Haritası ve Sentiment Analizinizi Nasıl Yaptık?

Günlük çalışması; kullanıcıların belirli bir periyot içerisinde günlük aktiviteleri, tutumları, davranışları, duyguları ve deneyimlerinin toplandığı bir araştırma yöntemidir. Bu yöntemi kullanarak ekip arkadaşlarımızla neler yaptığımızı anlattık.

TestXperience Talks: Mustafa Dalcı Yazılım dünyasında Usability  / UX Testleri

Canlı yayını bu yazıya tıklayarak dinleyebilirsiniz.

Mahsum Akbaşʼın yazılım test dünyasıyla alakalı konularda konuklarını ağırladığı TestXperienceʼın 12 Haziran günü konuğu oldum.Mahsum yayının sonunda benden kaynakları istemişti, ona iletirken buraya da eklemek istedim:

Kullanılabilirlik ISO Standartlarındaki Genel Tanımı:

Kullanılabilirlik, bir ürünün, belirli bir kullanıcı gurubu tarafından, belirlenen bağlam ve amaçlar çerçevesinde etkililiği, verimliliği ve kullanıcı memnuniyeti olarak tanımlanmaktadır.

Nielsenʼin 5 Maddesi:

Nielsenʼa göre kullanılabilirlik temel olarak öğrenilebilirlik, verimlilik, hatırlanabilirlik, hatalar ve memnuniyet olmak üzere 5 başlık altında incelenmektedir.

Nielsen’in Kullanılabilirilk maddelerini anlattığımız bu detaylı yazıyı okuyabilirsiniz.

Bu iki tanımı doğrudan aldığım kamu kurumlarında kullanılabilirlik üzerine websitesi: https://kamis.gov.tr/

Kullanılabilirlik Nasıl Test Edilir? https://www.youtube.com/watch?v=nV8XTYVGVYw

Norman Nielsen Group: https://www.nngroup.com

Usability Engineering Kitabı

Steve Krug Donʼt Make me Think kitabı

Rocket Surgeary Made Easy Kitabı

O kitaptan esinlendiğimiz 1 günlük kullanılabilirlik testi servisimiz

Kullanılabilirlik konusuna istatistiki yaklaşan Jeff Sauroʼnun sitesi


Kaybolmayan Slack Linkleri / No-Code Friday

Detayları okumak istemeyenler videoyu buraya tıklayarak izleyebilirler.

No-Code Friday/ Kaybolmayan Slack Linkleri Her hafta Cuma günü No-Code dünyasıyla alakalı bir içerik paylaşacağımız NoCode Friday serisine bir Boomer problemi olan “kaydetme dürtüsü/kaybetme korkusu” üzerine hazırladığım video ile başlıyoruz. 

Başlamadan Önce Malzemeler: 

Şirket içi iletişim için kullanılan Slack, 

Linkleri saklamak için Airtable, 

Bir linkten başlık, imaj gibi detayları almak için OpenGraph.io, 

Bütün bu araçları bağlamak için tabiki Zapier. 

Yukarıda Boomer probleminden bahsettim onu biraz daha açayım. Şirket içi iletişim için kullanılan Slack, son 10.000 mesajı gösterip önceki yazışmaları siliyor. Doların 6-7 bandında dolaştığı ülkemizde geniş bir ekip için https:// slack.com/pricing adresindeki fiyatlama ile kişi başı aylık 8$ ödemek çok anlamlı olmayabiliyor. Anlık iletişim işini çok kolaylaştırdığı ve bir sürü entegrasyonu olduğu için de vazgeçilemiyor. Böyle bir araç ile iş arkadaşınıza “Şu link ne kadar da güzelmiş” diye attığınız linkler bir süre sonra kayboluyor. 

Slackʼe neden para vermediğimizi anlatmak için biraz uzatmış olabilirim, bu yüzden Boomer probleminden bahsedemedim. Bir psikolog arkadaşıma insanların 24 saat içinde yok olacak bir içeriği attıkları platformu (yani Snapchatʼi) anlamadığımı söylediğimde aldığım cevap çok netti: “Anlamazsın çünkü kayıt etme dönemi insanısın. Bilgiyi ezberledin, MP3 kaydettin, CD topladın” Bu cevap benim adıma kişisel bir aydınlanma anıydı. Mohaç Meydan muharebesi kaç yılında? diye soran tarih hocama sınıfta gururla parmak kaldıran tek kişi olarak “1526 öğretmenim” cevabı vermenin kutsandığı bir eğitim sisteminin bir ürünüydüm. 

İşte bu saydığım nedenlerden dolayı Slackʼde iş arkadaşıma attığım linklerin kaybolması beni oldukça rahatsız etti ve ben de Zapier ile bir yapı kurdum. 

Yapı şöyle çalışıyor: 

1. Slackʼde birisine veya bir kanala gönderdiğim linki saklamak istediğimde onu sadece bu iş için açtığım bir kanala da tekrar atıyorum. 

2. Airtableʼa gidip bu linkleri saklamak için yeni bir tablo ve bu tablo için bir görünüm oluşturuyorum. 

3. Zapier ile bu kanala gelen her mesajı Airtableʼa kaydet kurgusunu tamamlıyorum. 

Bu videoda bu akışa ek olarak bir de Slackʼden gelen linkin detaylarını gidip Opengraph.ioʼdan alma kurgusu da ekledim. Böylece o linkin görseline ve açıklamasına da ulaşabilecektim. 

İşte ilk kurgumuz hazır. 

Videoda da bahsettiğim gibi https://layoffs.fyi/tracker/ gibi sitelerde artık daha sık Airtable görünümünün sayfaya gömülmesi örneğini görüyoruz. Hatta Producthuntʼda günün ürünlerinden biri olan https://getscrapbook.com/ da içerdiği 250 growth taktiğini Airtable ile sunuyor. Biz de bu linkleri Airtableʼda saklayarak günün birinde sitemize ekleme olasılığını da desteklemiş oluyoruz. 

Sonraki No-code Fridayʼlerde görüşmek üzere!

Userspots Covid-19 Raporu

Hepimizin hayatını önemli derecede değiştiren/değiştirmeye devam eden Covid-19 sürecine bir kullanıcı deneyimi tasarımı şirketi olarak trendler, tüketici davranışları ve çalışan deneyimi açılarından bakan farklı çalışmalar yaptık. Bu çalışmalardan çıkan sonuçları “Bağıntı şeması” yöntemi ile derlediğimizde karşımıza 5 ana başlık çıktı.

1. İşe Nasıl Devam Ediyoruz?

İlk bölümde hizmet ve üretimlerine online & fiziksel olarak farklı kısıtlarla devam eden, fizikseli kapanmasına rağmen onlineʼın gücünü kullanan veya tamamen kapalı olmasına rağmen etkileşimden vazgeçmeyen şirketleri anlattık.

2. Önlemler ve Çalışan Deneyimi

Yaptığımız çalışmalarda şunu gördük: Neredeyse hiç olmadığı kadar çalışan deneyimi kavramı şirketlerin müşteri deneyimlerini etkiliyor. Perakende şirketleri müşterilerinden “Çalışanlarınıza çok güzel maskeler vermişsiniz” teşekkürleri aldılar. Bu bölümde tüketici tarafında artan hijyen beklentisini karşılamaya çalışan şirketlerin yaptıklarını da anlattık.

3. Alternatif Kanallar

Şirketlerin mevcut kanallarında farklı kısıtlamalar oluştuğu için alternatif kanallarda tasarlamaları gereken bir “Bekleme Deneyimi” olduğundan bahsettik ve bu süreç içinde bu kanallar için hızlı aksiyonlarla ürettikleri çözümleri belirttik.

4. Etkileşim ve Sosyal Fayda

Kurum hesaplarının değil şirket kurucularının, Sağlık Bakanlığıʼnın değil Sağlık Bakanıʼnın dinlendiği bir dönemde oluşan liderli beklentisini anlattık. Bir yandan şirketlerin eğlenceli evdekal iletişimlerini anlatırken bir yandan da artan “Dünya için neler yaptın?” Sorusunun karşılığını veren şirketleri anlattık.

5. Servis ve Ürün Farklılaşması

Beşinci başlık olan “Servis ve Ürün Farklılaşması” ile salgın sürecinde servis ve ürünlerde gidilecek değişikliklerle şirketlerin ne gibi kazançlar edinebildiğini anlattık. “Ürün ve Servis Nasıl Pivot Eder?” başlığı altında ve uygulanan kampanyalar ve yan projeler listesinde ihtiyacınız olan örneklere yer verdik.

Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz. Raporu Marketing Turkiye ile birlikte yaptığımız XCO etkinliğinde de sundum, buradan da sizi doğrudan sunuma götürecek.


Userspots’un Dinlediği Podcast'ler

Son yıllarda birçok yaratıcı insan Podcast kayıtları oluşturmaya başladılar. Ve bizde bazılarını büyük bir heyecanla dinliyoruz. İş dünyasından pazarlamaya, edebiyattan kişisel gelişime Userspots’un dinlediği Podcast’leri sizler için listeledik. Umarim keşisen zevklerimiz vardır ve dinlenecekler listenize eklenecek Podcast’ler bulabilirsiniz :)

'Zihnimin Kıvrımları' Spotify sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.


Zihnimin Kıvrımları - M.Serdar Kuzuloğlu

Hayatımızın her yanını kaplayan teknoloji bizim isteğimizle mi şekilleniyor yoksa o mu bizi şekillendiriyor? Araçlarının aracı haline gelmiş insanoğlunun yüzleşmesine dair bir ifade tutanağı. Teknoloji ve Trend Yazarı M. Serdar Kuzuloğlu’nun zihin kıvrımlarına davetlisiniz.

'Naval' Spotify sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

Naval

Naval Ravikant bir girişimci ve yatırımcıdır. Naval, AngelList'in kurucu ortağı ve eski CEO'sudur. Uber, FourSquare, Twitter, SnapLogic, Yammer ve Clearview AI gibi 100'den fazla şirkete yatırım yapmıştır. Podcast’inde yaşam ve girişimcilik ile ilgili düşüncelerini paylaşmakta.

'Made in Turkey' Spotify sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.


Made in Turkey

Türkiye'den yurtdışına yazılım/oyun/ürün satan kısacası ihracat yapan firmaların deneyimlerinin aktarıldığı, Levent Aşkan ve Doğan Akdağ'ın sunduğu bir podcast serisi.

'Girişimci Muhabbeti' Spotify sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.


Girişimci Muhabbeti

Girişimcilik ile ilgili Barış Koçdur, Samican Tandoğdu ve Tuna Yaprak tarafından yayınlanan haftalık Türkçe Podcast. Girişimci, yatırımcı ve bu konularla ilgilenenler için haftalık bilgi kaynağı.

'Nasıl Olunur?' Spotify sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.


Nasıl Olunur? - Nilas Örnek

Nilay Örnek mikrofonu mesleklerini ustalıkla icra ettiğini düşündüğü insanlara yöneltip onlara aynı soruyu soruyor; Nasıl Olunur?

'1001 İş' Spotify sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

1001 İş - Ahmet Caner, Burak Seyman, Kadir Köymen

Para kazanmanın 1001 türlü yolu var. 1001 İş podcast serisinde, başarılı işlerin arkasındaki detayları ve iş modellerini inceliyoruz. 1001 İş podcastini üç girişimci ve ihracatçı beraber hazırlıyor: Ahmet Caner, Burak Seyman, Kadir Köymen

'Easy Stories in English' Spotify sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

Easy Stories in English - Ariel Goodbody

İngilizce kolay hikayeler ile, kelime dağarcığı veya karmaşık dilbilgisi kuralları listelerini çalışmadan İngilizce'yi doğal bir şekilde öğrenebileceğiniz bir podcast.

'Socrates Podcast' Spotify sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.


Socrates Podcast

Socrates Dergi ekibinin futboldan motorsporlarına, sinemadan basketbola geniş bir yelpazede hazırladığı podcast'lere kulak verin!

'Lafın Gelişi' Spotify sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

Lafın Gelişi

Popüler kültür, pek de popüler olmayan kültür, sinema, edebiyat ve bilumum hobisel faaliyetler üzerine söyleşiler, hayatın içinden hayata dair. Her hafta Bakırköy'den yeni bölüm ile...

'Bunu Bende Yaparım' Spotify sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.


Bunu Bende Yaparım - İbrahim Selim

İbrahim Selim ve ekibinin hazırlayıp sunduğu, kent insanının canını sıkan, anksiyetesini arttırıp, çıldırtmanın eşiğine getiren her konunun masaya yatırılarak atomlarına ayrıldığı bir podcast serisi!

' A History of the World in 100 objects - BBC Radio 4' Spotify sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.


A History of the World in 100 Objects - BBC Radio 4

İngiliz Müzesi Müdürü Neil MacGregor, insanlığın tarihinde yaptığı nesneleri anlatan özel 100 program

'Gayrisafi Fikirler' Spotify sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.


Gayrisafi Fikirler

"Hayatın denklemleriyle bilimin teorisi."

'Bitcoin 2140' Spotify sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.


Bitcoin 2140 - Uzmancoin

Bitcoin 2140, Türkiye'nin en büyük kripto para borsası BtcTurk'ün katkılarıyla uzmancoin.com tarafından hazırlanan ve Bitcoin başta olmak üzere kripto paralar ile Blockchain'in konuşulduğu haftalık bir podcast yayınıdır.

'Dünya Trendleri' Spotify sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.


Dünya Trendleri - Aykut Balcı

Radyo istasyonlarındaki başarılı ve kaliteli yayınlarının ardından radyo programcısı Aykut Balcı, dünyada kimsenin çok fazla fark etmediği iş dünyası, dijital ve teknoloji alanındaki gelişmeleri farklı ve eğlenceli üslubu ile anlatıyor ve zaman zaman katılan konuklarla yeni şeyler öğrenmeye ve paylaşmaya devam ediyor.

'Psikolog Beyhan Budak' Spotify sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.


Psikolog Beyhan Budak

Uzman Psikolog Beyhan Budak’ın Podcast yayınlar ruh sağlığı ve psikoloji konularını ele alıyor. Aşırı düşünme bağımlılığından kurtulmanın yollarından, ilişki sorunlarına kadar birçok konu işliyor.

'Fularsız Entellik' Spotify sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.


Fularsız Entellik

Halk için, halka rağmen entellik. İlginç konular + eleştirel düşünce + bildiğin Türkçe.

'Üretim Bandı' Spotify sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.


Üretim Bandı

Türkiye ve Dünya’da teknoloji şirketlerinin nasıl ürün geliştirdiklerini öğrenebilmek üzerine her bölüm farklı bir şirketi misafir ediyor, ürün geliştirme süreçlerini anlamaya çalışıyoruz.

YouTube 28 Mart E-Ticaret Webinar’ı

https://www.youtube.com/watch?v=2_PHl90a1I4

Covid-19 UX Geliştirmeleri

Marketing Türkiye ile beraber hazırladığımız “Covid-19 ve Kullanıcı Deneyimi” adlı raporumuzun bir parçası e-ticaret alanını ilgilendiriyordu. Bu yazımızda ise bu parçaya ait genel trendleri bol bol örnekleyerek anlatmak istedik.

1. Değişen Deneyimler

Dijital Deneyim Ekonomisi

Evde kalmak yeni normal olmuşken şirketler dijital deneyimin önemini daha çok kavrayacak ve gerçek dünya deneyimi yerine dijitale dönüşecek olan deneyimlerin tasarımı yükselişe geçecek.

Virtual Reality Commerce

İlerleyen zamanlarda mağazaların da kapanmasıyla birlikte çok yönlü deneyim sağlayan markalar ürünlerinin her açıdan ve her şekilde görüntülenebileceği bir altyapı oluşturma yoluna gidecekler.

Fotoğraf Çekimleri

Daha gerçekçi deneyimlere odaklanalım. LCW ve Zara yeni dönem için modellerin evlerinde yaptığı çekimler ile fotoğraf çekimi süreçlerini bu döneme uygun hale getirdi.

Online ve Offline Deneyim

Kanada mağazalarını kapatan Toys "R" Us ebeveynlerin çocuklarıyla evde kaliteli zaman geçirmesine yardımcı olacak eğlence kitlerini satışa sundu. Çeşitli oyun ve oyuncakların yer aldığı kitlerde eğlenceli Youtube içerikleri ve TikTok challenge'ları da var.

E-ticarette Kalıcı Değişimler

Yerli ve global markalar servislerinin bir kısmını ya da hepsini ücretsiz ve herkesin kullanımına açık hale getirdi. Meditasyon uygulamaları, spor uygulamaları, kendini geliştirmeye yönelik kaynak barındıran uygulamalar ve eğlence kanalları bunların başında geliyor.

2.Canlı Yayın Video Chat

Özellikle akşamları Instagram story’lerini gezdiğimizde onlarca canlı yayınla karşılaşıyoruz. Bu dönem hem canlı yayının hem de video chat’in çok ciddi karşılığının olduğu bir dönem. Her ikisini de e-ticaret siteleri özelinde nasıl kullanabilirize göz atalım.

Shopstreaming

2017 sonunda Uzak Doğu’da popülerleşen ve yaygınlaşan canlı yayın ve e-ticaret alışverişinin bir arada olduğu bu akımın önümüzdeki dönemde ve şimdiden daha da yaygınlaşmaya başlayacağına şahit olacağız.

Video Call

Amazon Mayday butonu ile verdiği Video destek hizmetini sona erdirdi ama bu dönemin hayatımıza geri dönülemeyecek kadar giren yapısı Video arama oldu.

3.Ben Değil Biz

Küresel çapta var olan her şeyi ve her insanı etkileyen bu Covid-19 krizi döneminde şirketlerin finansal yapıları kadar toplum değerini güçlendirmek için ürettikleri de öne çıkıyor. Bu gücü besleyen bir iletişim dili ve bu dili yönetmenin bir yolu var; “BEN” yerine “BİZ” demek. Tüketiciler e-ticaret sitelerinden de bu yaklaşımını bekliyorlar. Dünya için neler yaptığını, çalışanlar için neler yaptığını görmek ve duymak istiyorlar. Daha önce hiç bu kadar çalışan deneyiminin müşteri deneyimini etkilediği bir dünya düzeni içerisinde bulunmamıştık. Vereceğimiz örneklerden de anladık ki bu dönem tüketici ve çalışan deneyiminin yaşadığı en yüksek etkileşim ile karşı karşıyayız.

İndirimli ve Ücretsiz Destekler

Yerli ve global markalar servislerinin bir kısmını ya da hepsini ücretsiz ve herkesin kullanımına açık hale getirdi. Meditasyon uygulamaları, spor uygulamaları, kendini geliştirmeye yönelik kaynak barındıran uygulamalar ve eğlence kanalları bunların başında geliyor.

Küçük Çiftçilere “E-Ticaretleşme” Desteği

Steward markası tarafından sağlanan e-ticaret platformu sayesinde, Fisheye Çiftlikleri gibi ABD çiftlikleri tüketici talebindeki artışı karşılayabildi ve restoranlar kapalı kalırken küçük çiftçiler artık online olarak tüketiciye daha fazla ürün satabiliyorlar.

Bolt Amsterdam

Amsterdam Bolt çiçekleri tüketicilerin internet üzeriden 200’lü demetler halinde lale satın alıp istedikleri kadar ödeme yapabilmelerini sağlıyor. Aynı zamanda kullanıcılar sevdiklerine hediye paketi olarak da gönderebiliyorlar.

Risk Grubundakilere Özel Hizmet

Risk grubundaki yaşlılara yönelik yeni servis yöntemleri geliştiren markalar sosyal medya platformlarından da bunu duyurdu. Getir, Banabi, Migros Sanal Market ve Yemeksepeti gibi yerel markalar bu gruba özel indirim ve avantajlar sunuyor.

4.Low Touch Economy

Bundan sonra ekonominin hayatımızdaki yeni adı “Low Touch Economy” olacak. Belirsiz ama uzun bir süre daha minimum temasla hayatımızı devam ettireceğiz ve bunun etrafında yeni bir ekonomi sistemi oluşacak.

Bekleme & Yoğunluk

Salgına karşı alınan önlemler doğrultusunda mağaza vb. mekanların çoğu kullanım dışı kaldı ve sürekli evde olma durumu çevrimiçi kanallar ön plana çıktı. Devamında online alışverişin de artmasıyla özellikle perakende hizmeti veren e-ticaret firmaları yoğun bir döneme girdi. Bu yoğunluk nedeniyle firmalar bekleme durumunda kalan insanların bekleme deneyimini  iyileştirme yolları aradı. Bunun paralelinde ise fizikselde hizmet verilmeye devam edilen ortamlarda insanları kalabalıktan uzak tutarak salgını önleme çalışmaları uygulanmaya başlandı.

Market Yerine Otomat

Salgın sırasında marketlerdeki yoğunluğu azaltmak ve karantinadaki kullanıcılara ürün sağlamak amacıyla Moskova ve St.Petersburg’da apartmanlara yiyecek otomatları yerleştirildi.

Tüketici Gruplarına Özel Alışveriş İmkanı

Tesco ise pandemik döneminde tehlike grubunda olanlara özel alışveriş saatleri düzenledi ve aynı zamanda ücretsiz ürün siparişi almaya başladı.

İnsansız Teslimat

Çin’deki start-up UDI salgın sonrası bulaşmayı önlemek amaçlı insansız teslimat için otonom robot araçlar kullanmaya başladı.

5.Hijyen Beklentisi

Covid-19’un ortaya çıkışı ve yayılmaya başlamasından hemen sonra tüm dünyada ilk olarak hijyen önlemleri alındı. Hem bireyselde hem de iş dünyasında hijyen faktörü önceliğini birinci sıraya taşıdı. Hızla hayatımıza dahil olan bu beklenti varlığını uzun süre daha üst sırada korumaya devam edecek. Dolayısıyla e-ticaret tarafında da bunun için önlemler alınmaya devam edilmesi gerekiyor.

Biz de bu noktada markaların fiziki koşullarda çalışmaya devam eden çalışanları için aldıkları önlemleri nasıl artırdığını araştırdık:

Covid-free Teslimat

Çin’deki bazı teslimat servisleri kuryelerin vücut sıcaklığını app üzerinden tüketicileriyle paylaşıyor.

Zomato da teslimat yaptığı ülkelerde benzer bir uygulamayı sunmaya başladı.

Arby’s hazırlanan her siparişle birlikte çalışanların ateş durumlarını ölçüyor ve bunu tüketicileriyle paylaşıyor.

Temassız Ödeme & Teslimat

Tab Gıda’ya ait markalar, Getir ve Banabi gibi servis şirketleri sosyal mesafeye saygı duyarak temassız ödeme imkanları sundu. Aynı zamanda “Güvenli Paket” uygulamasını da hayata geçirdi.

6.Şeffaf İletişim

Bayram Teslimatı

LCW bayram öncesi alışveriş yapacak müşterilerine siparişlerinin yetişmeyeceği bilgisini iletti.

Çağrı Merkezi

İnsanların bu dönemde çağrı merkezinde normalden daha fazla beklemeleri şeffaf bir şekilde nedenlerini belirtmediğiniz sürece daha büyük bir memnuniyetsizliğe yol açıyor.

7.Daha Fazla Etkileşim

İnsanların sıkıldığı ve stres altında hissettiği bu dönemde firmaların kullanıcılarla temas etmeden etkileşim kurmaları çok önemli bir konu. Pandemi süresi boyunca firmaların kullanıcılarla olan etkileşimini ve hem sosyalde hem iş gücünde başvurdukları iyileştirme çalışmalarını örneklerle inceleyelim.

Müşteri Mutluluğu

Swimsuit start-up'ı Summersalt, müşteri hizmetlerini duygusal destek sunmak için dönüştürüyor. Yeni hizmete sundukları mesaj hattı "Joycast" ile "müşteri mutluluğu" ekibi kullanıcılara meditasyon içerikleri, sevimli hayvan videoları gibi rahatlatıcı içerikler gönderiyor.

Equal Parts

Mutfak eşyaları satan bir marka “Bugün ne pişirsem?” ya da “Bu yemek bununla iyi gider mi?” sorularına yanıt veren “Şef’e mesaj at!” özelliği geliştirdi. Markanın uygulamasını indirdiğinizde sabah 12’den akşam 12’ye kadar tavsiye alabiliyorsunuz.

The Getty Museum

Los Angeles’da yer alan The Getty adlı müze ise güvenlik önlemiyle kapandığı bu dönemi eğlenceli bir aktiviteye dönüştürdü. Müze takipçilerinden beğendikleri sanat eserlerini evdeki malzemelerle yeniden canlandırmalarını istiyor ve ortaya birbirinden yaratıcı çalışmalar çıkıyor. Müşterilerimizle iletişim ve etkileşimimizi devam ettirebilmek için mutlaka satış yapmamız gerekmiyor. The Getty gibi yaratıcı yollarla da müşteri sadakatini sağlayabilmek mümkün.

E-ticaret Özelinde Arayüz

Pandemi sürecinde kapanan birçok mağazanın satışı online’a taşındı ve pandemi dönemine rağmen e-ticaret sitelerinin satışı %10-40 arasında artış gösterdi. Market alışverişleri ve temel ev eşyaları satışlarında ise patlama yaşandı. Market alışverişleri önce temel gıdayla başlayıp sonrasında nasılsa bir süre daha evdeyiz düşüncesiyle daha üst kalite ürünleri tercih etmeye dönüştü.

Temelde kullanıcı deneyimi perspektifinden baktığımızda ise Covid-19 bağlamı kullanıcıların daha farklı davranmasına ve karar vermesine yol açtı. Bu noktada kullanıcıların öncelikleri fiyat odaklılığından ihtiyaç odaklılığına geçti. Nakliye, iade, canlı yardım ve müşteri hizmetleri gibi müşterinin güvende hissetmesini sağlayan temel nitelikler çok daha önem kazandı.  

Baymard UX Articles


E-ticaret üzerinde kullanıcı deneyimi ve arayüz üzerinde araştırmalar yapan ve sık sık rapor yayınlayan Baymard Institute’ün yine bu dönemde hazırladığı bir e-ticaret raporunda dikkatimizi çeken 6 maddeye birlikte bakalım:

İade Politikası ve Nakliye Bilgisi

Kargo ve iade işlemleri bilgisine ulaşmak kullanıcıların satın alma kararlarını yüksek oranda etkiliyor. Covid-19 krizine bağlı olarak sitenize gelen kullanıcıların büyük bir çoğunluğunun yeni kullanıcılardan oluştuğunu söyleyebiliriz. Yeni kullanıcılar bir ürünü sipariş etmeden önce sitenin kargo, geri iade işlemlerini ve politikalarını araştırıyor. Varolan kullanıcılarınız da aynı şekilde Covid-19 döneminde bu süreçlerin değişime uğrayıp uğramadığını merak ediyorlar. Bu bilgiler footer’da bulunmadığında sitenizin terk edilme ihtimali sipariş verme işlemine başlanmadan artıyor.

Baymard’ın niceliksel araştırmalarına göre kullanıcıların %18’i yetersiz bilgilendirme; %10’u total sipariş tutarını bulamama gibi sebeplerden dolayı check-out işlemini yarıda bırakıyor. Bu tür bilgileri mümkün olduğunca bulunabilir kılmak kullanıcıların aradığı cevaplara kolayca ulaşıp, siparişi tamamlamasını sağlıyor. Yapılan araştırmalarda, hem mobil hem de web kullanıcılarının kargo takibi ve geri iade işlemleri için “footer”a baktığı bulgulandı.

Bir örnek verelim. Sephora’da gönderim bilgilerini arayan kullanıcı, footer’a indiğinde hemen aradığı bilgileri bulabildi. (Yanlışlıkla “Faturalandırma” bağlantısına dokunduktan sonra).

Farklı bir kullanıcı grubu da aynı “Footer Davranışı”nı sergiledi. Birçok kullanıcı gönderim bilgilerini bulabileceğini düşündüğü için footer’a gönderim bilgilerini dahil etmek önemli bir aksiyon olacaktır.

Ürün Dışı Aramalarda Sonuç Gösterme

İkinci önemli bulduğumuz konu ise bir e-ticaret sitesi içerisindeki arama davranışı.

Baymard’ın kullanılabilirlik testlerinde görülüyor ki kullanıcıların %34’ü arama kısmında “ürün olmayan” aramaları gerçekleştirmeye çalışmıştır (iade politikası, abonelik iptali, sipariş iptali vb.).

Kullanıcılar bu aramayı gerçekleştirdikten sonra herhangi bir sonuca varamamakta ve basitçe içeriğin sitede var olmadığını düşünmektedir. Bu durumda ürün dışındaki içeriklerin de arama yoluyla ulaşılabilir olması kritik bir önem taşımaktadır. Aksi takdirde kullanıcılar siteyi terk edebilir.

Bu noktada oluşabilecek bu gibi sorunları çözmek için asıl amaç ürün dışındaki aramaların da arama barından gerçekleştirilebilmesi ve bu sayede site içindeki başlıkların bulunabilirliğinin artırılması olmalıdır.

Bunun güzel bir örneğini Amazon gerçekleştirdi.

Kullanıcılar “iade politikası” başlığını Amazon’un web sitesinde yer alan ana arama barında aradıklarında çıkan sonuçlar arasında ürün yerine o konuyla ilgili içerik sayfası yer alıyor.  

Arama barının gereken tüm fonksiyonlara sahip olması ve kullanıcıların istediği herhangi bir içeriğe ulaşmasını sağlaması bu sorunların önlenmesinde büyük önem taşıyor.

Stokta Kalmayan Ürünlerin Teslimat Süresini Uzatarak Siparişe Açma

Bir diğer önemli konu; ürünlerin, stokta kalmasa bile sipariş edilebilmesi ve teslimatın daha uzun süreceğinin belirtilmesi.

Genellikle e-ticaret siteler istokta kalmayan ürünleri ya listelemede göstermiyor, ya da gösterse de detay sayfasında sepete ekleme opsiyonunu kaldırıyor. Stokta yoktur ibaresi yer alıyor.

Ama aslında bu süreç bize gösteriyor ki kullanıcılar belli noktalarda bu ürünleri sipariş etmeye ileri bir tarihli olsa da açık olabiliyorlar.

Baymard raporuna göre, kullanıcıların %18'i bir siparişi terk etmiş çünkü toplam sipariş maliyetini önceden bulamamıştır. Bunların büyük bir kısmı genellikle nakliye maliyetidir. Ayrıca, Ürün Sayfası çalışması, kullanıcıların %64'ünün sepete bir ürün eklemeye karar vermeden önce ürün sayfasında nakliye masraflarını aradığını ortaya koymaktadır. Kullanıcılar ürünü seçmeden önce nakliye işleminin ne kadar süreceğini öğrenmek istiyorlar.

Bunun güzel bir örneğini  büyük bir perakende şirketi olan Home Depot’nun e-ticaret sitesinde görüyoruz. Home Depot'daki nakliye ipucu pop-up’ı, hem gönderim bedelinin ne kadar olduğunu tahmin ediyor, hem de ücretsiz gönderim için eşiğin ne kadar olduğunu açıkça göstererek detaylı bir bilgilendirme sunuyor.

Ürün sayfasında tahmini gönderim bedelini hesaplamanın birden fazla yolu var. Bu hesaplama performans açısından en iyiden en kötüye aşağıdaki gibi yapılabilir:

1. “Sabit oranlı gönderim” kullanılıyorsa, yalnızca mevcut olan en düşük gönderim maliyetini görüntüleyin (kullanıcılar esas olarak en düşük toplam sipariş maliyetini öğrenmek ister).

2. Kullanıcının konumunu ölçmek ve buna göre bir gönderim maliyeti tahmini hesaplamak için “IP coğrafi hedeflemesi"ni kullanın.

3.Bir hesapta oturum açtıysa kullanıcının bir önceki gönderim maliyetini yeniden gösterin.

4.Mümkün olan en düşük nakliye ücretlerinin fiyat aralığını gösterin. Örneğin: 'Standart Nakliye: 5 - 8 tl (varış yerine bağlı). Kullanıcılara kabaca bir maliyet sunmak kendileri için doğru seçeceği değerlendirmelerini sağlar.

Gönderim Hızı Yerine Teslim Tarihini Belirtme

Kullanıcıların satın aldıkları ya da almak üzere oldukları ürünün kendilerine teslim edileceği tarihi tam olarak öğrenebilmeleri ve bu konuda herhangi bir soru işaretinin oluşmaması bir diğer dikkat edilmesi gereken konu.

Sitelerin %35'i bu bilgileri iş günü merkezli bir “gönderim hızı” ile açıklar. Örneğin, "Standart gönderim: 5-7 iş günü". Bununla birlikte Baymard testlerinde kullanıcıların detaylı bilgiler görmektense net bir gönderim tarihini tercih ettikleri ve bunun da sitede açık bir şekilde görüldüğü bir gösterim tercih ettikleri bulgulandı. Kullanıcıların iş günü ve hafta sonu gibi etmenleri hesaplamasına gerek kalmamalı. Kullanıcıların sadece ürünün ellerine ne zaman ulaşacağını merak ediyor olmaları şaşırtıcı bir durum değil.

Yine Amazon’dan bir örnek verelim.

Amazon, kullanıcılarının siparişlerini kaç gün içerisinde teslim alacağından ziyade hangi gün teslim alacağının bilgisini veriyor. Bu bilgi kullanıcı kanalında daha güvenli ve daha faydalı bir alışveriş ortamı yaratıyor.

COVID-19 krizi sırasında, artan stok baskısı ile birçok tesiste ürün teslimatı ertelenmektedir. Bir tarih veya tarih aralığı sağlamak, kullanıcıların bu bilgileri kendileri hesaplamasına gerek kalmadan siparişlerini ne zaman bekleyebileceklerini bilmeleri açısından rahatlık sağlayacaktır. Normalde yapabileceğinizden daha geniş bir teslimat aralığı sağlamanın yanı sıra, müşterilerin gecikmenin ne ölçüde olabileceğine ilişkin ek bir açıklama sunmayı da unutmamalı.

Kesintiler veya gecikmeler yoksa bile kullanıcılar olabileceği konusunda endişe duyacağı için bu bilgiyi doğrudan belirtmek iyi bir fikirdir.

Sipariş İzleme Bilgilerini E-ticaret Sitesine Entegre Etme

Burada amaç kullanıcıların sipariş takibini kolayca görebileceği ve istediği zaman kontrol edebileceği, endişe yaratmayan, bilgilendirici ve anlaşılır bir arayüzle birlikte iyi bir deneyim oluşturmak.

Kullanıcılar genellikle izleme sayfalarında gezinmeye çalışırken eksik veya tutarsız bir kullanıcı deneyimi ile mücadele ediyor. Örneğin kargo kullanıcıya ulaşmış ancak o sırada platformda kargo hazırlanıyor bilgisi yer alabiliyor. Bu gibi entegrasyon sorunları kullanıcının alışveriş sürecinin başından sonuna kadar olan süreçte deneyim problemleri doğuruyor.

Son bir Amazon örneğiyle bu problemleri ortadan kaldırabilecek bir yönteme göz atalım.


Wayfair'de izleme bilgileri siteye entegre edilerek kullanıcıların ihtiyaç duydukları izleme bilgilerini, ek teslimat ayrıntılarını ve genel sipariş bilgilerini içeriyor.

Daha iyi bir sipariş izleme deneyimi için siteler, teslimat tarihi, kurye adı ve gönderi öğeleri gibi kullanıcıların ihtiyaç duyacağı tüm izleme ayrıntılarını kendi sipariş izleme sayfalarında sağlayabilir. Bu tür siteler sorunsuz bir kullanıcı deneyimi sunarak deneyimi baştan sona kontrol eder.

COVID-19 krizi sırasında, bir site için sipariş izleme bilgilerini sitenin kendisine entegre etmeyi düşünmek zor olabilir - birçok site sipariş talebini ve kullanıcı beklentilerini yerine getirmekte zorlanmaktadır. Ancak göstergeler, krizin ve tüketici satın alımındaki e-ticarete geçişin gelecek yıllar olmasa bile aylarca bizimle olacağı bu durumda kendi sipariş izleme özelliğinizi geliştirmenin ve uygulamanın faydaları olabilir ve buna yapılan yatırımlara değecektir.

Murat Can Şahinoğlu


Pandemide İşinizi Hayatta Tutmak

Virüs ilk olarak Wuhan’da ortaya çıktığında ve henüz ismi dahi konulmadığı sıralarda bazı insanlar filmlerdeki gibi hayatta kalma mücadelesini derinden yaşayacağımızı ve senelerce işin içinden çıkamayacağımız bir felakete sürükleneceğimizi düşünüyorlardı. Ancak olaylar böyle gelişmedi. Bunun yerine çok enteresan yaratıcılık örnekleri gördüğümüz ama hayatımızı daha farklı bir hijyen çerçevesi içerisinde geçirmeye başladığımız bir döneme geçiş yaptık.

İnsanların adaptasyon hızı beni her zaman şaşırtıyor. İnsanlık tarihine baktığımızda başımızdan geçmeyen felaket kalmamış. Buzul çağı, büyük veba salgınları vb. sonucu insan nüfusunun üçte birinin silindiği felaketler yaşanmış. İnsanlar her seferinde bir şekilde hayatta kalmayı ve daha da ilerlemeyi başarmış durumda. Bu dönemin en büyük etkileri arasında sosyal medya yer alıyor. Sosyal medya Covid-19 sürecinde daha önce hiç olmadığı kadar hayatımızdaydı. İnsanlar artık birbirlerine çok bağlı. Bugün sadece kendi ülkemizde değil diğer ülkelerdeki gündemi de takip edebiliyoruz. Orada yaşanan bir trajedi bile bizi rahatlıkla etkileyebiliyor. Eskiden yaşanan trajedileri bu kadar hızlı ve yakından takip edemiyorduk. Haliyle sosyal medya sayesinde büyük ölçüde globalleştiğimiz bir döneme giriş yaptık.

Fakat öte yandan da dünyanın her yerinde milliyetçi akımlar artıyor. Özellikle ticaret alanında yerli malı kullanalım yaklaşımı birçok ülkede hakim. Çünkü globalizm hayatımıza girdikten sonra biz özellikle üretim kısmını daha düşük üretim yapabilecek ülkelere kaydırmıştık.Fakat görüldü ki bu tarz sıkıntılı durumlarda fiziksel olarak ulaşımın gerektiği durumlarla da karşılaşıyoruz. Toplumun evinde rahatlıkla çalışan bir kesmi olsa da üretim yapanlar ve yaptığı işin koşulları yüksek ordan fiziksel lokasyona bağlı olanlar da var. Normalleşme başlıyor ama etkilerini henüz göremiyoruz. Bu süreçte ürünlerin gelmemesi veya ürünlerin çıkmaması nedeniyle bir noktada firmaların lansman planlarının çok çok ileri tarihlere ertelendiğini göreceğiz. Hatta bazı firmalar şu anda fabrikalarının lokasyonlarını değiştirme peşindeler. Bu nedenle biz bu pandeminin etkisi önümüzdeki üç ayda değil önümüzdeki beş-on seneye yayılan bir dönemde görüp muhtemelen yine beş-on sene sonunda çok daha sağlıklı yorumlar yapmaya başlayacağız.

Tabii ki kimsenin dikkatinden kaçmayan bir şey var; artan e-ticaret rakamları. Fakat dünya çapındaki bu artışın datalarını incelediğimizde aslında çok da büyük bir artış görmüyoruz. Geçtiğimiz yıl 2018 yılına kıyasla, internet üzerinden yerli ve yabancı kartların yurt dışındaki kullanımı %50’ye varan oranlarda attı. 2020 yılına baktığımızda ise pandemiye rağmen bu kadar büyük bir artış göremiyoruz. Ama hepimiz e-ticaret konuşuyoruz işyeri sayıları, başvuru, proje sayıları artıyor. Peki, durum neden böyle?

Bazı sektörler neredeyse iki üç kat artış gösterdi ama bazı sektörler de şu an e-ticaretten uzaklaşmış durumda. Mesela gıda alışverişi her zaman hayati bir durum. Pandemi süreci başında da bu ihtiyaç e-ticarete yansıdı. İnsanların evde daha çok zaman geçirmesi, evlerini ofise dönüştürmeleri ise mobilya ve dekorasyon alışverişlerine yansıdı. İnsan yani yüketici davranışları bizlere sektörlerdeki tüm değişimleri sergiledi. Ancak devamında gelecek değişimleri tüketici davranışlarında hangi yönelimlerin ağır bastığını yakın gelecekte görebileceğiz. Firmaların ise e-ticaret hizmetine devam edip etmeyeceklerini hem tüketiciler hem de kendileri belirleyecek. Bu noktada kullanıcı deneyiminin de rolü büyük. Tüketiciler e-ticaret üzerinden aldıkları ürün ve hizmetle ilgili kolay ve sorunsuz bir kullanım kolaylığı beklentisinde. İlk üç alışverişinde sorun yaşayan bir tüketici kolay kolay bir daha online alışverişe yönelmiyor. Firmalarda da benzer bir durum söz konusu. E-ticaret firması büyük bir umutla açılıyor, yatırım yapılıyor, website açılıyor sonrasında da tüm bunların dönüşünü bir 2 ay içerisinde almayı bekliyor. Alamadığında ise kapanışa gidiyor ve bu sektörü zararlı bir şekilde etkiliyor.

2020 yılında özellikle Mart ayına kadar olan dönemde 3 milyon farklı kartın ilk kez internetten ödeme yapılması için kullanıldığı tespit edildi. Bugüne kadar kampanyaların ve bilinçlendirme çalışmalarının yaratamadığı bir yükseliş söz konusu. Ve bu bir süre  devam edeceğe benziyor.

Çünkü Insanlar pandemi süreci boyunca, ihtiyaçlarının çoğunu dijitalde giderebildiklerini fark ettiler. Aynı şekilde işlerini de evden yürütebilmeyi deneyimlediler.  Tüm bunlar hayatımızı bir nevi rahatlatan değişimler oldu.

Perakende dünyası dijitalleşiyor! (Yine mi?)

Perakende dünyasının dijitalleşmesi yıllardan beri konuşuluyordu. E-ticaret alanında hem Türkiye'de hem de  diğer ülkelerde bunu başlatan hep start-up’lar oldu. Ülkemizde Markafoni, Yemeksepeti, GittiGidiyor gibi büyük isimler e-ticarete başladıklarında birer girişimdi, LCW, Defacto gibi mağazalar ise internet mağazacılığına çok sonradan dahil oldular ve buradaki deneyimlerini sonradan fiziksel mağazalarda da uygulamaya başladılar. Ancak perakende dünyasında son birkaç yıldır konuşulan parmak izi ile ödeme yapma, sanal gerçeklik aracılığıyla ürün deneyip satın alma fikirleri hep plan olarak kaldı, aksiyon olarak karşımıza çıkmadı. Bu gibi gelişmelerin sık sık dile getirilip gerçeğe dönüşmemesi ise perakendeciliğin dijitalleşmesi konusunda inandırıcılığını kaybettirdi. Yine de içinde bulunduğumuz dönemde gördük ki tüketiciler tamamen e-ticaretten alışveriş yapabiliyor ve firmalar da bu yolla çok büyük maliyet avantajı sağlayabiliyorlar. Özellikle bu maliyet ve zamandan edinilen avantaj sayesinde yakın gelecekte perakende dünyasının dijitalleşme ihtimali daha gerçekçi görünüyor.

E-ticaret sınırları giderek bulanıklaşıyor diyebiliriz; hepimiz her an her yerde dijital ödeme yapabileceğiz. Satıcı konumunda ise herkes ürününü istediği kanaldan (fizikselde ya da dijitalde fark etmeden) satabilecek ve tüketicilere 7/24 her yerden alışveriş yapabilme ve online ödeyebilme imkanı sunuyor olacak. Bu nedenle rekabetin çok farklı bir noktaya gittiğini göreceğiz. İade ve değişim gibi tüketici haklarını koruyan seçeneklerin de varlığıyla hem tüketimde hem de satışta bütün sınırlar ortadan kalkacak ve günlük yaşamımızda büyük kolaylıklar deneyimleyeceğiz.

Gaye ÖR

Online Toplantılar ve Çalıştaylar için Miro Kalıpları

Covid-19 dönemi öncesinde de ortak ve uzaktan çalışma için kullandığımız Miro bir Online Whiteboard uygulaması. Anlık olarak herkesin içerikleri düzenleyebildiği ve bir çok etkileşimi kolayca yapabildiği bir araç. Yaşadığımız dönemle birlikte herkes için çok daha önemli bir araç haline geldi.

Bu yazımızı hazırlama planları yaparken Miro’dan tam da ihtiyacımız olan bir hamle geldi. Artık Miroverse adında bir sayfa ile Miro kullanıcılarının oluşturduğu şablonları (templateleri) bir alanda toplayarak adeta bize online çalışmalarımız için bir yöntem madeni sunuyor. Biz de hem kendi ürettiğimiz tanışma kalıbımızdan bahsedip buradan sizin için seçtiğimiz bazı kalıplardan bahsedeceğiz.

Tanışma ve Icebraker

IoX Digital’in Tanışma Kalıbı

Miro’ya bizim icebraker’ı yolladım. onaylanırsa buraya onunla ilgili bir kısım gelecek.

Katılımcıların Enerjisini Okuyun
Iris Latour’un bu kalıbı artık hepimiz uzak olmamız ve odanın enerjisini okumakta zorlanmamızdan yola çıkarak yapılmış. Bu hızlı icebraker’ı herkesle check-in yapmak ve toplantı veya atölye çalışması için kendimizi kontrol etmemize yardımcı olmak için kullanıyor.

https://miro.com/miroverse/category/workshops/workshop-preparation-canvas

Toplantılar ve Workshoplar

Workshop’a Hazırlanın

Atölye çalışmaları, eğitimler ve etkinlikler düzenlerken iyi hazırlık önemlidir. Atölyenizin ayrıntıları genellikle birkaç ortama dağılmış olabilir, ancak bu şablon hepsini bir sayfada bir araya getirmek için hazırlanmış.

Toby Sinclair bu şablonda hazırlığı 6P’de toplamış.

The 6 P’s of preparation

Purpose —Bu atölye neden oluyor?

Practicalities — Ne gerekecek?

Participants — Kim orada olmalı?

Products — Girdiler ve çıktılar nelerdir?

Process — Gündem nedir?

Principles — Nasıl çalışmak istiyoruz?

https://miro.com/miroverse/category/workshops/workshop-preparation-canvas

PROBLEMLERİ ÖNCELİKLENDİRİN

New Haircut şirketinden Jay Melone şablonunu Bu şablon, ekiplerin en önemli iş zorluklarına hızla öncelik vermelerini sağlar.” şeklinde tanımlıyor.

Problem önceliklendirme ve bu şablondaki etkinlikleri tanıtan bu kısa videoyu izleyerek başlayabilirsiniz.

https://miro.com/miroverse/category/workshops/problem-prioritization


5 Günlük Tasarım Sprinti Yapın

Tasarım Sprint, sorunları çözmek ve yeni fikirleri test etmek için beş günlük bir süreçtir. Google’da Jake Knapp tarafından icat edildi, GV’de 150'den fazla girişim ile mükemmelleştirildi, daha sonra en çok satan Sprint kitabında dünyayla paylaşıldı.

Kitabın yaratıcıları tarafından hazırlanan bu miro şablonu öğrendiğimiz methodu hızlıca uygulamaya geçmek için mükemmel.

https://miro.com/miroverse/category/workshops/official-remote-5-day-design-sprint

Fikir ve Beyin Fırtınası

Beyin Fırtınasına Giriş Yapın

“Ürün ekibimiz, tüm projeler veya küçük detaylar için fikirleri beyin fırtınası yapmak üzere düzenli olarak atölyeler düzenlemektedir. Organizasyonun her yerinden insanları her meydan okumada bir dizi perspektif kazanmaya davet ediyoruz.

Bu mesaj panosu, herkesin oturumda kendilerini iyi hissetmesine ve kendine güvenmesine yardımcı olmak için kullandığımız bazı püf noktalarına bir örnektir.”

IDAGIO şirketinden Jen Goertzen hazırladıkları şablonu bu şekilde tanımlamış. Başlangıç için güzel bir şablon.

https://miro.com/miroverse/category/ideation-and-brainstorming/brainstorming-starter-guide

5 NEDEN ANALİZİ YAPIN

5 “Neden” methodunu problemin köklerine derinlerine inmek için kullanırız. Çoğu zaman, aradığınız cevabı nedenini beşinci olarak alacaksınız. Bu, tam olarak beş tane kullanmak zorunda olduğunuz anlamına gelmez — almak istediğiniz cevaba bağlı olarak daha az veya daha fazla kullanabilirsiniz. Bir iş problemi olan cümlenizi 5 neden sorusundan sonra daha insan odaklı bir hale getireceksiniz.

Bu methodu uygulamak için Atlassian’ın hazırladığı şablonu kullanabilirsiniz.

https://miro.com/miroverse/category/ideation-and-brainstorming/atlassian-team-plays-5-whys-analysis

Strateji ve Planlama

Dijital Etkinliğiniz için Planlama Yapın

Miro kendi online etkinliği olan “Distributed 2019”u planlarken kullandığı yöntemi paylaşıyor. Miro’da Marka Etkinlikleri Yöneticisi olarak çalışan Joanna Kim şablon için “İster üç yönetici için bir yuvarlak masa toplantısı, ister 10.000 kişilik bir konferans planlayın, bu şablon düzenli olmanıza ve her şeyin üstünde olmanıza yardımcı olur.” demiş.

https://miro.com/miroverse/category/strategy-and-planning/digital-event-planning-for-distributed-2019

Araştırma ve Tasarım

Kullanıcı Araştırma Gözlemleri Yapın

Experience UX şirketinden Laura Yarrow bu şablon için “Kullanıcı araştırmalarını canlı olarak izlemekten ve müşteri ekiplerimizle ne gördüğümüzü tartışmaktan daha çok sevdiğimiz bir şey yoktur. Her zaman ilham verici bir konuşma, canlı tartışmalar ve post it’lerin havada uçuştuğu öğrenme dolu anlar yaşıyoruz” demiş.

https://miro.com/miroverse/category/research-and-design/user-research-observations-board

Özellikleri Belirleyin

Ürününüzü sıfırdan oluşturmak ve hangi fonksiyonlara sahip olacağına karar vermek için eksiksiz bir şablon. User journey mapping ve çeşitli araştırmalar ile elde edilen çıktıları gerçek özelliklere çevirin.

https://miro.com/miroverse/category/research-and-design/features-generator

Çevik İş Akışları

Son olarak backlogumuz düzenlemek ve takip etmek için 8 farklı çeşit öneren bu şablonla yazımızı bitiriyoruz.

https://miro.com/miroverse/category/agile-workflows/8-different-ways-to-organize-your-backlog

Miroverse

Daha fazla şablon ve içerik için Miroverse’ü ziyaret edebilirsiniz.

https://miro.com/miroverse/

Uzaktan Çalışmanın Artıları ve Eksileri Neler?

Salgından önce zaten popüler olan fakat çoğu firmanın denemeye cesaret edemediği uzaktan çalışma Covid’den sonra daha da popüler hale geldi ve bu trend herhangi bir yavaşlama olmadan büyümeye devam ediyor.

Userspots olarak biz de %100 uzaktan çalışmaya 14 Mart itibari ile zaten geçmiştik. Bu sisteme geçtiğimizden itibaren neredeyse 3 ay oldu ve 58 kişilik ekibimizle bu sürecin avantajlarını ve dezavantajlarını değerlendirdik.

Öncelikle ekibimizle %100 uzaktan çalışma modelimiz hakkında anketler yaptık;


1. Hangisini tercih edersin? (Uzaktan Çalışma, Hybrid, Ofise Dönüş)


2. Uzaktan çalışmanın artılarını sorduk:


Uzaktan Çalışmanın Artıları

1. İşe Gidip Gelmek İçin Zaman ve Enerji Harcamamak

Yaptığımız ankette ve arkadaşlarımızla konuşmalarımızdan anladık ki İstanbul’da metro + metrobüs, minibüs veya vapur her ne olursa olsun yolda olmak zor ve yorucu bir durum. Özellikle de benim gibi her gün Avrupa’dan Anadolu yakasına gidip geliyorsanız :) Trafik sıkışıklığı, kalabalık, gergin insanlar ofise gelene kadar enerjimizi sömürüyor ve bizi kötü etkiliyor bu net.

Bu dertlerden kurtulmuş olmamız tüm ekibin en çok hoşuna giden durum oluyor 🤘

2.Çalışma Saatinin Esnekliği


Esneklik kulağa harika bir durum gibi gelebilir ama sorumluluk alınmaz ve dikkat edilmezse üretkenliğe ve odaklanmanıza olumsuz etkisi olacağı kesin. Ama burada size düşen şey, ekibinizle koordineli bir şekilde kendi programınızı kişisel yükümlülüklerinize ve ihtiyaçlarınıza göre düzenleyebilmeniz. Belki sabah insanı olabilirsiniz belki de gece kuşu, siz ne zaman isterseniz görevinizi o zaman tamamlayabilirsiniz. Ofisteki gibi 09:00 - 18:00 arası orada oturmak zorunda değilsinizdir.

Kendi zaman planınızı belirlemek yani en üretken ve zihninizin açık olduğu zaman aralıklarını belirlerken çalışma arkadaşlarınızın programlarını kontrol etmeyi ve saygı duymayı unutmayın tabii ki.

3.Kendi Çalışma Ortamını Yaratmak

Ofis ortamında şirketin bizim için seçtiği ve aldığı masa, sandalye, monitör ve birtakım teknolojik ekipmanları kullanıyoruz. İşe yeni başlayanlar da mecburen bu ortamın içine giriyordu. Ofis ortamında ekipmanlarımız açısından tam olarak özgür değildik ama durum evde böyle değil.Pandemi ilk başladığında bu durum geçici gibi görünüyordu ve kimse evdeki ergonomisine yatırım yapmıyordu. Ama zaman geçtikçe anlaşıldı ki bu süreç daha çok uzun sürecek. O yüzden “Madem evdeyiz sandalye alacaksak en iyisini alalım, nasıl olsa artık evdeyiz monitör alacaksak akşam 2 saat bakmak için değil tüm gün 10 saat karşısında durup gözlerimin rahatsız olmayacağı bir monitör olmalı.” gibi bir upsell durumu içine düştük 😀.

Bu yüzden istediğimiz ekipmanları alarak belki de ofis ortamından çok daha güzel bir homeoffice ortamı yarattık.

En rahat şort-tişört ile çalışabiliriz, en rahat koltukta oturabiliriz, istediğimiz müziği açabiliriz, odanın ışığını ve sıcaklığını istediğimiz gibi ayarlayabiliriz. Tüm bu küçük değişiklikler birleşince ruh halimizi ve konforumuzu artırıyor ve sonuç olarak üretkenliğimizi de artırıyor.

Uzaktan Çalışmanın Eksileri

1.İletişim ve Sosyal İlişkiler

İletişim ve işbirliği için onlarca tool kullanmamıza rağmen hiçbir tool ile yüz yüze iletişim kurmanın kıyaslanamayacağını düşünüyorum. Bir dosyanın nerede olduğunu veya bir ikon seti ihtiyacımızı ofiste karşıdan karşıya seslenerek belki 5 saniye içinde çözebiliyorduk. Veya güzel bir espirinin arkadaş grubu içinde yapılmasıyla Slack üzerinden yapılmasının etkisi arasında dağlar kadar fark vardır. Ayrıca bizim ekip enerjimiz o kadar fazla ki bunu çoğu zaman ekran karşısından hissedemediğimiz oluyor.

Artık herkes evden çalıştığına göre ofisteki kahve molaları veya yemek arası sohbet muhabbetin yerine geçmese de “goygoy” saatleri oluşturduk ve o sırada sosyalleşme ihtiyaçlarımızı az da olsa gidermeye çalışıyoruz .

Ofislerin insana hissettirdikleri gibi “burası çalışmak için yapıldı”, “burası salon değil” tadında çalışma motivasyonu verdiğini çoğu zaman hissediyorum. Ofis hissi ve diğer çalışma arkadaşlarınızın da ofisin bir yerlerinde çalışıyor olması sizin çalışma motivasyonunuzu artıran bir etken. Ama ev ortamının böyle güçleri yok. O yüzden hemen uzanma ve erteleme tuzağına düşülebiliyor. Açık söylemek gerekirse ilk 1 ay bu motivasyon kaybını çok yaşadım. Bu yüzden kendi çalışma ortamınızı yaratmak başlığında söylediğim gibi motive edici bir ev ortamını yaratmak çok önemli.

2.Yeni Dikkat Dağıtıcı Şeyler

Her ofiste dikkat dağıtıcı bir şeyler olsa da evdeki kadar fazla olmadığından eminim. Anne veya babanın ev içi hareketleri, evde kapı açılıp kapanması, alt katlardaysanız yoldan geçen arabalar, kornalar, inşaat sesleri, evcil hayvanlarımız falan filan ortalık karışıyor.Bu evden çalışma durumu sadece bizler için değil ailemiz için de alışılması gereken bir sürece girdi. İlk ay aile de alışamadı, madem evdesin şu bahçeye bir el atalım veya kalk kız soğan doğra gibi talepler mutlaka sizlere de gelmiştir. İlk aya göre şu an çok daha iyiyiz.

Sonuç Olarak

Evde olduğumuz bu süre zarfında hissettiğimiz bu avantaj ve dezavantajlar tabii ki kişiden kişiye değişebilen konular. İster ofiste olalım ister evde, dikkat dağıtıcı unsurlar çok olmasına rağmen en üretken ve verimli ortamımızı yaratabilmemiz en önemli konu bence. Userspots olarak nasıl uzaktan çalışıyoruz? Yazımızı da okuyarak daha fazla bilgi edinebilirsiniz. Evde kalın sağlıklı kalın.


Design Thinking Workshop Tanışalım Oyunları

Tanışma (Icebreaker) Oyunları — Online Çalışmalara İkinci Adım

Ömer ile birlikte gerçekleştirdiğimiz Crenvo İK Design Thinking workshop’unda denediğimiz, daha sonrasında bu konudaki ihtiyacımızı fark edip sizin de işinizde/projenizde kolaylaştırıcı olarak kullanabileceğiniz template ve bu template’lerin neden olduğunu anlattığım yazımı okumaya başladığınız için çok teşekkürler.

Neden

Fiziksel olarak gerçekleştirdiğimiz toplantılar, workshop’lar ve eğitimlerde insan doğası gereği tanışmalar ve kartvizitleşmeler kendiliğinden gelişmekteydi. Fakat online çalışmalara geçtiğimizde bu durumda bir eksiklik olduğunu fark ettik — Aynı anda tek konuşmacı dinleyebiliyorduk. Bu sebepten dolayı diğer insanlarla anlık gelişen sohbetler, sigara aralarındaki kaynaşmaları kaybettik. Bu durumun nedenlerini 2 başlık altında inceleyebiliriz; Networking ve Sosyal İhtiyaç.

Networking

Katıldığınız etkinlik, konferans gibi buluşmalardan dönerken ortalama kaç kişiyle tanışmış oluyordunuz? 1,2,5,20… Peki online olarak katıldığınız webinarlarda kaç kişiyle network kurma imkanı sağlıyorsunuz?

Çoğu etkinlikte bir konu etrafında toplansak da aslında oraya insan tanımak, çevremizi/işimizi kolaylaştıracak insanlarla tanışmak amacıyla gidildiğini düşünebiliriz. Bu durumda online etkinliklere hazırlık için bir icebreaker çalışması yapmamız gerekir ki fiziksel olarak yaptığımız buluşmalardaki network’ü online’da da kurabilelim.

Sosyal İhtiyaç

İnsanlar doğası gereği sosyal varlıklardır. İnsanlık tarihinin başından bugüne kadar baktığımızda insanlar sosyal gruplar içerisinde farklı nedenlerden dolayı seyahat etti, avlandı ve gelişti. Kabilelerinden ayrılan insanlar genellikle ciddi sonuçlara maruz kaldılar. Sosyal gruplar bize kimliğimizin önemli bir bölümünü sağlar.

Kısa bir özet geçmek istersek sosyallik, — Hayat kalitemizin artması, mental sağlığımızın durumunu koruması, hatta intihar etme riskini bile azaltan bir yeteneğimizdir.

Icebreaker Örnekleri

Konumuzun temelini attığımıza göre gelelim bu metot ve template’lere. Sizin için derlediğimiz template örnekleri;

Design Thinking — IOX

Herkesin kendisini tanıttığı, sahip olmak istediği süper gücü söylediği ve linkedin bağlantılarını bıraktığı bir alan hazırladık. Bu sayede networking ihtiyacımızı online olarak gidermeyi amaçladık.


Ice Breakers — Iris Latour

Bu template, toplantılar için tasarlanmış bireysel hedeflere uyum sağlamak adına basit ama güçlü bir etkinliktir. Tek cevaplı bir sorudur — soruyu toplantı için kullanmak istediğiniz herhangi bir şeyle değiştirebilirsiniz.

Miroverse’dan Güzel Bir Örnek Daha — Maira Rahme

Küçük ekiplerden 40 kişilik workshop’lara kadar işlerinizi kolaylaştırmanızı sağlayacak 5 farklı template.

1. 5 Senses

Bu egzersiz insanların toplantıya odaklanmasını sağlamak için çok hızlı ve harika — insanların, fiziksel çevrelerinin ve şu an gerçekleşmekte olan her şeyin farkında olmalarını sağlıyor.


2. Weather Report

Bu egzersiz sessiz bir ortamda yapıldığında oldukça etkili. İsterseniz arka planda biraz müzik çalabilirsiniz. İnsanlara hava durumlarını oluşturmaları için zaman tanıyın ve yaratıcı olmalarını önerin.

3. Superpowers

Bu template ekibinizdeki kişilerin birbirlerini takdir etmelerini yaratıcı bir şekilde göstermelerine yardımcı olan bir yöntemdir. İnsanların kendi portrelerini çizmelerini amaçlar ve varyasyonlarını çıkartmalarını ister. Bu da öğrenciler gibi daha büyük gruplar için yararlı olabilir.


4. GIF Challenge

GIF’ler duyguları ifade etmenin dinamik ve eğlenceli bir yoludur ve özellikle bir projede zor anlarla karşılaşıldığı zaman insanların gerginliğini hafifletmede yardımcı olabilirler. Bu template oyun/enerji verici bir toplantıyı başlatmak veya bitirmek için de kullanılabilir.

5. Emoji Story Scavenger Hunt

Bu template çok hızlı bir oyundur ve istediğiniz kadar tur yapabilirsiniz. Sadece bir emoji seçin ve çerçeveye kopyalayın. Sonra insanlara onu bulmaları için çok kısa bir zaman tanıyın. Bulan kişi o emoji hakkında kısa bir hikaye oluşturmak zorunda.

Brightful Meeting Games

Brightful Meeting Games uzaktan gerçekleştirdiğiniz toplantıları canlandırmak için tasarlanmış eğlenceli bir icebreaker’dır. Web uygulama üzerinden, evden çalışırken kaçırdığımız insan bağlantısının bir kısmını geri getirmek için en sevdiğiniz video konferans aracının yanında çalışır. (Zoom, Webex etc.)

İçerisinde 4 farklı oyun bulunmaktadır. Dilerseniz başlığa tıklayarak web sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Online çalışmalarımızda katılımcıların birbirleriyle iletişim kurmalarını sağlamak için geliştirdiğimiz bu gibi “tanışalım oyunları“na başvuruyoruz. Siz de deneyebilir ve deneyimlerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz. Hatta bildiğiniz farklı oyunlar da varsa bize de söyleyin, biz de deneyimleyelim! Twitter’dan bize mesaj atabilirsiniz veya mail (merhaba@userspots.com) atabilirsiniz.

Pillar Page ve Corona Sürecindeki Güzel Örnekler

Pillar Page nedir anlatmaya başlamadan önce son yıllarda kullanıcı arama davranışlarının nasıl değiştiğine bakmakta fayda var. Sesli aramalarına da artması bir yana, internetin gün geçtikçe hayatımızda çok daha fazla yer edinmesinin bir sonucu olarak Google ile konuşmaya başladık desek yanlış olmaz herhalde. Geçmişte arama için kullandığımız birkaç kelime yerini sorulara ve cümlelere bıraktı. Aradığımız bilgi özelleşmeye başladıkça arama şeklimiz de değişti. Nitekim son yıllarda aramaların %64’ünün 4 kelime ve fazlasından oluştuğunu söyleyen veri de bunu destekliyor.

Peki kullanıcı davranışındaki bu değişikliklere Google nasıl cevap veriyor? Geçmişte bir içeriğin Google arama sonuçlarında üst sıralarda çıkması için anahtar kelimeleri defalarca tekrarlaması yeterliydi. Bu da aradığı bilgiye ulaşmaya çalışan kullanıcıları yıldıran bir deneyimle sonuçlanıyordu.  Fakat son dönemde geliştirdiği algoritmayla bu deneyimi iyileştirmeye çalışan Google artık milyonlarca ziyaretçinin arama sonuçlarında gezinirken sergilediği davranışları anlamlandırmaya çalışıyor. Sonuçlara tıklayan kullanıcının aradığı cevabı bulana kadar hangi sayfalara tıkladığına ve bu sayfalarda ne kadar vakit geçirdiğine bakıyor.

Diyelim bir kullanıcı ilk iki linke tıkladı ve saniyeler içinde sayfaları terketti. Üçüncü linkte ise dakikalarca kaldıktan sonra başka bir sayfaya gitmedi. Google algoritması milyonlarca kullanıcısının benzer davranışları sergilediğini anladığında son linkteki içeriğin daha faydalı olduğuna kanaat getirip o linki üst sıralara çıkarabiliyor. Hal böyle olunca da markalara oldukça kapsamlı ve ayrıntılı içerik sayfaları hazırlamak düşüyor ki kullanıcılarınız aradıkları cevabı sizde bulsun. İşte burada da Pillar Page kavramı çıkıyor karşımıza.

Bir konuyla ilgili ayrıntılı bilgi içeren ve faydalı olabilecek ilgili alt içeriklere de bağlantı veren kapsamlı içerik sayfasıdır diye tanımlayabiliriz Pillar Page’i.

Örneklere geçmeden önce iyi bir Pillar Page neler içermeli bir de ona bakalım:

1. İçerik SEO uyumlu olmalı.

2. İçeriği çeşitlendirmek ve kullanıcıların ilgisini daha fazla çekmek için fotoğraf, video ve benzeri içerik formları eklenmeli.

3. Sayfa içi navigasyon kolay ve anlaşılır olmalı.

4. Potansiyel müşteriler için ilgili ürün ve servislerinizi tanıtan ve aksiyon butonu içeren alanlar eklenmeli

5. Gerekli yerlerde site içi ve dışına yönlendirici linkler olmalı

Daha fazla ayrıntı ve teknik bilgilendirmeler için HubSpot’un detaylı yazısını buradan inceleyebilirsiniz.

Müşteri ve kullanıcılarımızla iletişimin çok daha kritik olduğu bu COVID-19 döneminde başarılı Pillar Page örneklerine bakalım:

Barclays

Barclays bireysel ve kurumsal müşterileri için hazırladığı bilgilendirme sayfasında kendi ürün ve hizmetleriyle kullanıcılarına hangi kanallardan ne şekilde destek alabileceklerini açıklamanın yanı sıra;

1.Tasarruf ipuçları,

2.Ruh sağlığınız için destek,

3.Dijital bankacılık temel ilkeleri,

4.Dolandırıcılıktan korunma yöntemleri gibi konularda da bilgilendirme yapıyor.

Santander

Bireysel ve kurumsal müşterileri için ayrı bilgilendirme sayfaları hazırlayan Santander Barclays ile benzer yapıda içerikler sunmasının yanında bu içerikleri ipuçları şeklinde listeliyor. Bankanın destek veremeyeceği müşterilerini de düşünen Santander kullanıcıları alternatif finansman kaynaklarına yönlendiriyor.

American Express

Sürece daha bütüncül yaklaşan American Express ise işe hesap açmak kadar geriden başlıyor ve mobil uygulama kullanımından hesap güvenliğine kadar tüm adımları açıklayan bilgilendirici içeriğe yönlendiriyor.

Mind

Maddi etkilerin yanı sıra mental olarak da etkilendiğimiz ve ruh sağlığımızı korumaya çalıştığımız bu zamanlarda Mind tüm bunlarla başa çıkmamıza yardımcı olacak güvenilir bilgi ve ipuçlarını paylaştığı destek sayfasıyla dikkatimizi çekiyor. Travma, yalnızlık, yakınlarını kaybetme sebebiyle yas, çocuk ve ergenlere destek gibi konularda ayrıntılı içeriklerle kullanıcıları bilgilendiriyor ve yönlendiriyor.

Peki şimdi nereden başlamalı?

Mevcut içeriklerini topla. Pek çok marka bu dönemde Covid bilgilendirmelerini web sitelerindeki mevcut slider’ları içinde paylaştı ya da birkaç cümlelik açıklamalarla yetindi. Oysa bu bilgilendirmeleri parça parça siteye dağıtmak yerine bir araya getirmek ve mevcut içeriklerle birleştirmek çok da zor değil.

Ürün ve hizmetlerine yönlendir. Bunu yaparken dikkatli olmakta fayda var, müşterilerimizi ürün tanıtımlarına boğmak istemeyiz. Asıl amaç kullanıcıların sorularını cevaplayıp onları bilgilendirirken ürün ve servislerimizin değer önerisini aktarmak ve bu şekilde çok daha organik bir etkileşim kurmak.

Ve son olarak, doğrudan işinle alakalı olmasa da dolaylı lead getirecek içerikler de yazabilirsin. En başta söylediğimiz gibi hazırlanan Pillar Page ne kadar kapsamlı ve bilgilendirici olursa kullanıcıları memnun etme ve ısındırma ihtimali de bir o kadar fazla olacaktır. Bu da potansiyel yeni müşterilerin markanızla tanışması için kaçırılmayacak bir fırsat.

Türkiye’den tüm bu destekleri ve özellikleri kısa zamanda toparlayan ve uygulayan güzel bir örnek olarak Allianz’ı kontrol edebilirsiniz.

Bullet Journal Nedir?

Bullet Journal, küçüklüğünde öğrenme zorluğu çekmiş olan Ryder Carroll tarafından bulunan bir sistem. Ryder Carroll, Bullet Journal’ı geçmişi takip etmek, şimdiyi kontrol etmek ve geleceği planlamak için tasarlanan analog bir sistem şeklinde açıklıyor. Ryder Carroll, bu sistemi önce arkadaşlarıyla paylaşıyor ve onlar içinde yararlı olduğunu görünce bir web sitesi oluşturuyor. Zamanla kendisi için tasarladığı bu sistem bir akım haline geliyor.

Klasik ajandalar varken neden Bullet Journal?

Klasik ajandalar ile Bullet Journal sistemini ayıran en önemli özellik defterin tamamen kişiye özgü ve kişinin ihtiyaçlarına yönelik olması şeklinde açıklanabilir. Başkası tarafından tasarlanan ve belli kalıpları olan ajandaya ayak uydurmak oldukça zor olabiliyor. Bullet Journal ile defterin yapısı sizin ihtiyaçlarınıza göre esneklik sağlayabiliyor.

Nasıl Başlanır?

Bullet Journal’a başlamak için ihtiyacınız olan bir defter, kurşun kalem ve silgi. Geri kalan ek malzemeler tamamen sizin yaratıcılığınıza kalmış bir durum. Ek malzemeler olarak renkli kalemler, renkli bantlar, sulu boya, etiketler kullanılabilir.

Bullet Journal için tasarlanmış noktalı defterler var. Noktalı defterler ile hem yatayda hem dikeyde düzgün çizgiler çizebilir ve eşit parçalara bölebilirsiniz. Ancak bu bir şart değil. Eğer elinizde kareli, çizgili ya da çizgisiz boş bir defter varsa onları da tercih edebilirsiniz. Defterde sistemin temellerini oluştururken kurşun kalem tercih etmek önemli olabilir. Sistemin temellerini ve çizimleri kurşun kalemle hazırladıktan sonra gerisi tamamen sizin yaratıcılığınıza kalıyor.

Temel Sayfa Yapıları

Bullet Journal defterinize basit temel sayfaları oluşturarak başlayabilirsiniz.

İçindekiler ve Sayfa Numaraları

Defterin ilk sayfasını boş bırakın ve yan yana iki sayfa olacak şekilde ayarlayın. Bu sayfa sizin içerikler sayfalarınız olacak. Defter sayfalarına numaralar vererek devam edebilirsiniz. Her başlığın yanına bulunduğu sayfa numarasını yazarak defterde bulmak istediklerinizi kolayca bulabilirsiniz. Defteri doldurdukça başlıkları ve sayfa numaralarını yazmayı unutmayın.

İşaretler Oluşturma

Sayfalarınızı görevler, yapılacaklar ve notlar ile doldururken bazı işaretlere ihtiyaç duyabilirsiniz. Bullet Journal’ın web sitesinde bu örnekler bulunsa da diğer tüm sayfalarda olduğu gibi bu sayfada da özgürsünüz.

En çok kullanılan işaretler;

•= Yapılacak bir iş/görev için içi dolu nokta

o = Etkinlik ve toplantı gibi organizasyon işleri için boş daire

- = Kendimize notlar için çizgi

x = Tamamladığımız bir madde

> = Başka bir güne ertelendi ise büyük eşittir

* = Önemli

Yıllık ya da 6 Aylık Bir Takvim

Başladığınız günden bir yıl sonrasına ya da 6 ay sonrasına kadar olan sürecin takvimini çizerek devam edebilirsiniz. Burada önemli olan bu yapının iki sayfadan oluşması ve yan yana olması. Böylelikle önünüzdeki 1 yıla ya da 6 aya kuşbakışı bakabileceksiniz. Burada oluşturduğunuz takvime sizin için önemli olan etkinlikleri, doğum günlerini ve tatilleri işaretleyebilirsiniz.

Aylık Takvim

Artık yavaşça genelden özele gidiyoruz. 1 yıllık veya 6 aylık takvimi oluşturduktan sonra sıra içinde bulunduğunuz aya geldi. O aydaki günleri alt alta sıralayarak ya da günleri karelere ayırarak bir takvim yapabilirsiniz. Her aya bir tema vererek yaratıcılığınızı ortaya koyabilirsiniz.

Haftalık Takvim

Genelden özele devam etmek isterseniz bir sonraki sayfanızda haftalık takviminizi oluşturabilirsiniz. Bu haftaki yapılacak işlerinizi, görevlerinizi veya yapılacak alışverişinizi ekleyebilirsiniz.

Temel sayfa yapılarını oluşturduktan sonra istediğiniz liste sayfalarını ekleyebilirsiniz. Bu listeleri ihtiyaçlarınıza ve hedeflerinize yönelik yapabilirsiniz.

YouTube ve Pinterest’te birçok sayfa tasarımları var. Ancak gördüğünüz bu örneklerin  gözünüzü korkutmasına izin vermeyin. Defterin asıl amacı sizin için daha değerli ve verimli olacaktır. Bullet Journal’ın yaratıcısı Ryder Carroll gibi siz de sade bir defter tasarımı yapabilirsiniz.

Modunu Takip Et

Oluşturduğunuz ayın temasına uygun bir görsel ile ya da basit bir şema ile modunuzu görebilirsiniz. Her modunuza bir renk vererek ay sonunda o ayı nasıl geçirdiğinizi görebilirsiniz.

Alışkanlıklarını Takip Et

Alışkanlık kazanmak istediğiniz her davranışınızın altına bir takvim oluşturun ve gerçekleştirdiğiniz günleri işaretleyin. Böylelikle haftanın kaç günü hangi sıklıkla yaptığınızı inceleyebilirsiniz. Örneğin bu alışkanlıklar spor yapma, sağlıklı beslenme veya kitap okuma gibi olabilir.

Filmler

Bu ay izlemek istediğiniz filmleri listeleyebilir, izlediklerinizi işaretleyebilir ve kendi puanınızı verebilirsiniz. İşaretlemediğiniz ve hala izlemek istediğiniz filmler var ise bunu bir sonraki aya aktarabilirsiniz. Bu sayfayı da yaratıcılığınızı kullanarak ilgi çekici bir hale getirebilirsiniz. Bu yöntemi okumak istediğiniz kitaplar için de yapabilirsiniz.

Masraflar

Çoğumuz hem nakit hem de kredi kartı kullandığımız için zaman zaman harcamalarımızın kontrolünü yapmakta zorlanabiliyoruz. Ay içindeki harcamalarınızı bir tablo şeklinde listeleyerek gelir-giderinizi görebilirsiniz. Hatta tasarruf yapmak istediğiniz harcamalarınızı belirleyerek daha kolay bir şekilde para biriktirebilirsiniz.

Bu sayfa fikirleri haricinde birçok sayfa fikirlerini de yine YouTube ve Pinterest üzerinden bulabilirsiniz.

Haziran Ayı Bullet Journal

Haziran ayı için hazırladığım Bullet Journal defterimden birkaç sayfa göstermek istiyorum. Haziran ayı için benim seçtiğim tema kiraz oldu. Yazın en sevdiğim meyvelerden biri olduğu için kirazı seçtim. Hali hazırda kullanmadığım bir çizgili defter olduğu için ayrıca bir noktalı defter almayı tercih etmedim. Elimde birkaç farklı renkte keçeli kalem olduğu için renklendirmeyi bunlarla tercih ettim. Bazı yerlerde cetvele ihtiyaç duydum.

Günlük Çalışması ile Emoji Haritası ve Sentiment Analizi

Günlük çalışması; kullanıcıların belirli bir periyot içerisinde günlük aktiviteleri, tutumları, davranışları, duyguları ve deneyimlerinin toplandığı bir araştırma yöntemidir. Bu yöntem kapsamında katılımcıların tuttukları günlüğü bazı belge ve fotoğraflarla zenginleştirmeleri beklenir. Çalışma sonunda elde edilen veriler analiz edilerek bir kullanıcının bir gününün nasıl geçtiğine dair iç görü elde etmek çalışmanın temel amacıdır.

“Nasıl daha zengin bir analiz yapabiliriz?” sorusu üzerine Userspots olarak uzaktan çalışma deneyimimize dair şirket içerisinde pilot bir günlük çalışması yaptık. Çalışma arkadaşlarımızın paylaştığı fotoğrafları değerlendirirken Google Vision API kullanarak ve emoji kullanımlarını değerlendirirken Emoji Sentiment Ranking’ten faydalanarak uyguladığımız yeni tekniklerle günlük çalışmasını zenginleştirmeye çalıştık.


Bize İletilen günlük çalışma çıktılarını Airtable üzerinde listeledikten sonra “Blocks” kısmında Vision Block’tan faydalanarak Google Vision API kurulumunu gerçekleştirdik ve her bir fotoğraf için fotoğraftaki nesneler etiket olarak tanımlandı, logo varsa logolar listelendi ve bir metin varsa metinler transkript edildi.


Bu çalışma tekrarlı bir şekilde yapıldığında, katılımcıların olumlu/olumsuz duygudurum belirttiği anlarda bir değişken olarak da nesneler ve logolar araştırmaya dahil edilebilir. Böylece yorumlamalar esnasında, örneğin katılımcıyı mutlu hissettiren anlarda, evcil hayvanının çalışmalarda ona eşlik etmesi gibi bulgulara ulaşmamız ve bu bulguları sayısal olarak göstermemiz kolaylaşabilir. Aynı zamanda katılımcıların gündelik hayatına bakarken etrafında neler olduğunu hikayeleştirirken Google Vision API bize hızlı bir analiz fırsatı sağlayabilir.


Çalışmada denediğimiz bir diğer teknikte ise katılımcıların günlük deneyimlerinin sonunda o deneyimiyle ilgili bir emoji kullanmasını istedik. Yukarıda görüldüğü gibi emojilerin kullanım sıklığına göre vurgulanan bir emoji bulutu oluşturduk. Ek olarak Emoji Sentiment Ranking’ten faydalanarak her deneyime bir puan çıkardık. Böylece yeterli tekrar ve örneklem sayısına uygun yapılacak günlük çalışmasıyla katılımcıların duygudurum ortalamalarının farklı kohortlarda nasıl değişiklik gösterdiği gözlemlenebilir. Çalışma kapsamında edindiğimiz öğrenim ise emojileri sınırlandırmamız gerektiği oldu. Faydalandığımız kaynağın yeni emojilere ve farklı ten seçeneklerine dair veri barındırmaması ve düşük sayıda geribildirimle oluşturulan ortalama skorlar analizimizi zorlaştıran noktalar oldu. Bu problem için katılımcıya kullanabilecekleri bir emoji havuzu sunmak bir çözüm olabilir.

Uzaktan Kullanılabilirlik Testi İçin İpuçları

Kullanıcı Araştırmaları, sezgisel deneyimler yaratmamıza, müşteri ihtiyaçlarını anlamamıza ve kullanıcı hedeflerini karşılamamıza olanak tanıyan ürün tasarım sürecinin ayrılmaz bir parçasıdır. Yıllar boyunca gerçekleştirdiğimiz projelerimizdeki kullanıcı araştırmalarının büyük bir çoğunluğunu ofisimizde yüz yüze geliştirdiğimiz çözümlerle sağlıyorduk. Fakat şimdi bu dönemde ofisimizi tamamen kapatıp %100 uzaktan çalışmaya geçtiğimiz için kullanıcı araştırmalarını da tamamen uzaktan yapmaya başladık. Aslında salgın döneminden önce de uzaktan kullanıcı deneyimi geliştirme için bir çok tool geliştirilmişti ve biz de onları kullanıyorduk. Bizim için çok zorlayıcı ve sürprizlerle dolu bir süreç olmadı yani.

Örn; https://lookback.io/ https://zoom.us/ https://maze.design/ https://www.hotjar.com/

Ofiste yaptığımız testlerde kullanıcıların her an yanlarındaydık ve kriz anlarını yönetmek çok daha kolay olurken online testlerde tecrübelerimiz daha farklı oldu. Bu yazımızda size online kullanılabilirlik testlerinden öğrendiğimiz ve daha verimli bir test yapabilmeniz için ipuçlarımızı paylaşacağız.


1. Çok klasik ama plan yapmak ve 5 kere kontrol etmek :)

Ofiste yaptığımız her kullanılabilirlik testi için belirli bir süre hazırlık aşamamız olur. Nereden nasıl başlayacağız, hangi ekranalardan geçeceğiz, kullanıcıyı sayfalar arasında nasıl geçiş yapmasını sağlarız gibi tüm sürecin görevler halinde belirlenmesi gerekiyor. Bunu her zaman yaparız ve müşterilerimiz ile paylaşırız. Test planı üzerinde anlaştıktan sonra pilot teste geçeriz. O yüzden süreci sadece kafanızda değil mutlaka adım adım sıralamanız gerekir. Uzaktan test yapmanın daha kolay olması düşünülerek, planlama kısmı göz ardı edilmemelidir.

Araştırma hedeflerinizi belirleyerek başlayın: “Bu tasarımı neden müşterilerle test ediyorsunuz?”, “Ne öğrenmek istiyorsunuz?”, “Ödeme süreci mi, login olma süreci mi, ürün filtreleme mi, tam olarak hangi aşamaları test edeceksin?” Yani odaklanmak istenilen akışın veya modüllerin önceliklendirilmesi lazım.


2. Süreci ve görevleri net bir şekilde belirlemek

Kullanıcı testi oluşturmaya yönelik adımlardan biri de, net görevler ve anket soruları yazmaktır. Bunlar test sırasında katılımcılarınıza rehberlik eder ve en iyi sonuçları almanın temel faktörleridir. Görev istemlerine iki örnek:

Bu siteye email adresinizle değil de facebook hesabınızla üye olmak istiyorsunuz veya kredi kartınızı yenilediniz ve eski bilgileri güncellemek istiyorsunuz gibi.

Test esnasında kullanıcının yanında olmanız durumunda anlamadığı soruları veya süreci, oturma pozisyonundan, el hareketleri, yüz ve mimiklerinden algılayabilirsiniz ama süreç ekranlar üzerinden işlediği için ve kullanıcıyı detaylı izleyemeyeceğiz için ne kadar net olursanız o kadar avantajlı olacaksınız.

Belirsiz yorumlardan kaçınmak için görevlerinizi mümkün olduğunca açık bir şekilde ifade edin.

Tüm bu süreci tasarladıktan sonra mutlaka ekipten birisinin bu test planını okumasını isteyin. Müşteriniz ile yakın çalışırken ve ürüne çok odaklanmış durumdayken gözden kaçmış bir şeyler olabilir ve bir üçüncü göz bu konuda size yardımcı olabilir.

Sonuç olarak kullanıcılardan hangi görevleri yapmasını isterseniz ve hangi anket sorularını yanıtlamalarını isterseniz istediğiniz bilgileri almak için ne istersen onu alırsın.

3. Test başlıyor, ilk izlenim ve hakimiyet çok önemli

Ofiste yaptığımız testlerde kullanıcılar ile yan yana olduğumuz için samimi bir iletişim kurabiliyoruz fakat online ortamda bu o kadar kolay olmuyor. Kullanıcının ilk bariyerini aşmak için teste başlamadan önce kendini tanıtma ve katılımcıyı rahatlatma kısımlarını kameramızı açarak görüntülü bir şekilde yapıyoruz. Bu sayede kullanıcı kendini daha rahat hissederek başlıyor teste. Ve test öncesi katılımcı ile randevu ayarlarken; sessiz bir ortamda olması gerektiği, kulaklığı ve şarj aletinin yanında olması gerektiği vb. konularda önceden bilgilendirme yapmak test devam ederken kesinti yaşamamak için çok önemli. Remote testlerde bazen internetten kaynaklı bağlantı kesilebiliyor, bunu kullanıcıya teste başlamadan önce söylemek ve böyle bir durum olursa tekrar iletişim kuracağımızı beklemesi gerektiğini söylemek önemli. En önemlisi de kullanıcılar evlerinden çalışmalara katıldıkları için evlerinde yaşayabilecekleri plansız durumlara (çocuklarının istekleri, annelerinin soruları vb.) karşı sabırlı olmak gerekiyor. Bu durum aynı zamanda güzel bir avantaj sağlıyor. Kullanıcıların testlere günlük hayatlarını geçirdikleri bir ortamda katılmaları testlerin gerçek kullanımlara çok yakın olmasını sağlıyor.

Katılımcıya bugünün açıklamasının yapılması:

Biz Kimiz?

Neden buradayız ve bugünkü toplantının amacı nedir?

Nasıl olacak?

Kimler katılıyor?

Herkesin rolü ne olacak?

Rahatlamaları için katılımcılara, onlarla aynı takımda olduğunuzu hissettirmelisiniz. Uygulama sahibi veya patron gibi direktifleriniz olmamalı, ılımlı olmalısınız.

Süreci anlatırken mümkün olduğunca net olmaya çalışın. Konfor ve karşılıklı anlayış ortamı yaratmak çok önemlidir.

4. Yönlendirici sorulardan kaçının

Bu konuda önemli olan şey kullanıcılara normalde olduğundan daha net ve emin talimatlar vermek. Kullanıcı kendi bağlamında olduğu için süreci uzatmak ve dolandırmak kullanıcının kopmasına ve hakimiyeti kaybetmenize sebep olacaktır. O yüzden çok net olmak gerekiyor. Burada dengeyi iyi ayarlamak çok önemli çünkü amaca yönelik çok net yönlendirme yaparsanız görevi başarılı tamamlama oranı çok yüksek çıkacaktır ve bu yanıltıcı olacaktır. Bu yüzden amacınıza yönelik açık uçlu sorularla sınırı belirlemelisiniz.

Örneğin; Netflix’e nasıl üye olursun?

Testlerdeki amacımız kullanıcıların görevi nasıl tamamladıklarını görmektir, tamamlamalarına yardımcı olmak değil. Sonuç olarak ürün sahipleri gerçek hayatta hiçbir zaman kullanıcıların yanında değiller ve onları yönlendirmiyorlar :).

Ek olarak; katılımcılardan somut eylemler gerçekleştirmelerini isterken onlara “görevler” dememeye çalışın çünkü test onların başarılı olabileceğiniz veya başarısız olabileceğiniz bir şey değildir. Böyle hissederlerse gergin olacaklardır.

5. Testi kısa tutun


Şimdiye kadar yaptığımız testlerdeki gözlemlerimize göre görev sayısının artırılması (4 veya 5’ten fazla olması) ve test süresinin 40-50 dk’yı geçmesi kullanıcıların kopmasına ve verimli bulgu alamamamıza neden oluyor. Özetle testin uzunluğu ile tamamlanma oranı arasında çok ciddi bir bağ var. Test ne kadar uzun olursa, kullanıcıların bırakma şansı o kadar artar. Hele uzaktan istediğiniz son şey, kullanıcıların testinizin uzunluğu gibi "yanlış" nedenlerden dolayı testi terk etmeleridir.

Kullanıcılarınızın zamanına dikkat edin ve testlerinizi kısa tutun. Test etmek istediğiniz birçok öğeniz varsa, bunları kategorilere ayırın ve farklı kullanılabilirlik oturumlarına ayırın.

Örneğin bir e-ticaret sitesi için görev dağılımı söyle olabilir;

İstenen, spesifik bir ürünün aranması,
İstenen, spesifik bir ürünün ürün detay sayfasından bilgilerinin öğrenilmesi,
Ürünün sepete atılması, üye olunması ve sepet incelemesi,
Checkout süreci ve başarılı ödeme yapılması.

Tüm bu aşamalarda aslında arama modülü, ürün sayfasının performansı, login ve sepet bilgileri ve son olarak ödeme adımlarını test etmiş olursunuz.

6. Mutlaka pilot test yapın

Testin online ortamda oluyor olması size daha basit bir olay gibi gelmesin, pilot test yapmadan asla teste başlamayın. Şimdiye kadar yaptığımız yüzlerce testte, test planını yazan arkadaşlarımız belki 4 kere 5 kere senaryoların üzerinden geçmesine rağmen bazen öyle bir hata veya göremediğimiz öyle bir açık kapı oluyor ki, kullanıcılar tahmin edemediğiniz yerlere ve süreçlere girdikleri için test kontrolden çıkabiliyor. Bu sürpriz adımlarla karşılaşmamak için senaryoların amaçlandığı şekilde ilerlediğinden emin olmak için mutlaka pilot test yapın.

Özet

1-) Plan yapmayı ihmal etmeyin

2-) Süreci ve görevleri net olarak belirleyin

3-) Kullanıcı ile ilk temasınızı iyi planlayın

4-) Yönlendirici sorulardan kaçının, net olun

5-) Testi kısa tutun

6-) Pilot test yapın

Case Çalışması: Junior UX Designer Galaksi El Rehberi

Selam, Mustafa‘nın “Otostopçunun Galaksi Rehberi”ni kullanarak öğrenciler/yeni mezunlar veya kendini UX alanında geliştirmek isteyen herkes için yol gösterici mini bir website’yi nasıl yaparız sorusuyla yola çıktık. Yazının geri kalanında Junior UX Designer’ı çok kullanacağım için JUXD olarak kısaltma kullanacağım.

Şimdi size 5 günlük maceramızden bahsedeyim, keyifli okumalar.

Gün 1: Wireframing ve Hikayeleştirme

İlk günümüze fikir geliştirme ile başladık. Mustafa, ben ve Caner böyle bir mini siteyi nasıl görmek isterdik sorularıyla hayal gücümüzü genişletmeye ve kutunun dışına çıkmaya düşündük. Daha sonra 1 baz olmak üzere 4 farklı JUXD yolculuğu ve her yolculuğun altında 3'er baz yetenek bulunmakta.

10'larca Post-it kullanarak yapıyı kendimiz için daha görsel hale getirdik. Bu sırada “Bunu yapsak nasıl olur?” “Öğrenciyi bu şekilde yönlendiririz” gibi fikirlerlerin oluşmasını sağladık. Post-it kullanarak hem ana yapımızı oluşturmuş olduk hem de dışarıdan alacağımız desteği planlamamızda büyük rol oynadı.


İş Planlaması Yapılması

Genel akışımızı çıkarttıktan sonra iş bölümlendirmemizi yapıp günü bitirmiş oldu. Sürecimiz, benim benchmark ve wireframing yapmam ile başlayıp eş zamanlı olarak Tuğba’nın hikayenin bizim ve rehberin bütünsel hikayesini yazmasıyla başlıyor. Wireframing tamamladıktan sonra Caner ile birlikte UI kararlarını vermemizle beraber ilüstrasyonları yapacak olan arkadaşımıza briefi gönderiyoruz.

Tabiiki illüstrasyonları beklerken boş durmadan direkt olarak Umut ile birlikte hazırladığımız komponentleri Webflow üzerine geçiriyoruz. Aşağıdaki görselde daha detaylı olarak inceleyebilirsiniz. Yazıya dökünce biraz karmaşık oldu :)

Gün 2: High-Fidelity Wireframing

Biz tasarımcıların hayatını kurtaran şeylerden biri. Çünkü sayfanın yapısını tasarlarken eksik yönlerimizi görmemiz pek mümkün değil.

Üstte göreceğiniz gibi aklımda olan sayfa akışını Sketch üzerinden herhangi bir UI kararı vermeden fakat sayfanın genel akışı ve dili hakkında bilgi vermesini istediğim bir çalışma hazırladım.

Caner ve Mustafa abiyle beraber yaptığımız toplantıdan sonra sayfaya ilk girecek kişinin sayfada ne yapacağını anlamayacağını düşündüğümüz için Başlangıç senaryosunu ve altta bulunun 4'lü yapıyı bir arada verme kararı verdik.

Bu sayede kullanıcı daha belli bir yere kadar çalıştıktan sonra çıkıp geri geldiğinde kaldığı yetenek kartına ya da kariyer yoluna kolaylıkla gidebilecekti.

Bir eksik olan yer ise sayfada kullanıcıların yaptıklarını bize göndermelerini istediğimiz yapıydı. Bu rehber sürecinde kullanıcıların okuyup izledikten sonra pekiştirmesi amacıyla onlardan bir dokümanı yapmalarını ve bize göndermelerini bekliyorduk.

Ayrıca Mustafa yapılan çalışmalardan bazılarına UX Alive Berlin’e bilet hediye edecekti :)

Gün 3: Style Sheet Oluşturulması

UI kararlarını verme aşamasında illüstrasyonlarımızın nasıl gözükeceğini yetenek kartlarında ve yazılarda hangi yazı tipi dilini kullanacağımızı önceden belirledik. Çünkü Sketch üzerinde çizim yapmaya başlamadan önce bu kararların verilmesi ve Sembol’lerin oluşturulması hem yaptığımız işe hız ve sonradan bir tipografinin değişme durumdan tek tek değiştirmek yerine toplu halde değiştirmek iş yükümüzü azalttı.

Bu konuda Uber 77 Things gibi kaynakları incelemenizi tavsiye ederim.

Yukarıda gördüğünüz üzere Webflow’a geçirilirken Umut’un class yapısını kolay kurması ve elementleri tıkır tıkır eklemesi için kullandığım text renklerini ve hangi header’de hangi fontu kullanacağını göreceği bir sheet hazırladım. ~15–20 dakika alan bu çalışma developer arkadaşın daha hızlı çalışmasını sağladı.

İllüstrasyonları yapacak arkadaşımıza hangi tarzda ve hangi boyutlarda olacağı ve istediğimiz tarzı en ince detayına kadar yazıktan sonra arkadaşımızdan örnek çalışmaları bekledik.

İstediğimiz illüstrasyonu ne kadar detaylı -renkleri, konuştuğu dil gibi verebildiğimiz kadar detayı- bilgi verirsen karşılıklı daha kolay bir iletişim ve hedefimizden/planladığımız süreçten sapmamak için en verimli yöntemlerden bir tanesi.

Gün 4: UI ve Akış

Geldik en keyifli adımımıza; UI. Okulda ve Caner’den öğrendiğim temel tasarım yeteneklerini kullanarak konsept sitemizin final nasıl gözükeceğini tasarlamak gerçekten çok keyifliydi. Hala devam eden okul hayatımda ilk sınıflarda genelde konsept projeler gerçekleştiriyordum. Hayal gücümüzün, düşüncelerimizi ve zevklerimizi yansıttığımız projeler çıkartıyorduk. Fakat şuanda buzdolabı, çamaşır makinesi gibi sıkıcı projeler, hayata geçirilmesi için kalıbın sınırlarından çıkamadığınız projeler yapıyoruz.

İşte bu aşamada Galaksi Rehberi gibi bir konsept proje yapmak bir yandan zorlayıcı bir yandan zevkli bir süreçti.

Bu aşamada Mustafa, Caner, Umut ve ben akışın nasıl olacağı, bu rehberi takip edecek insanların nasıl dosya yükleyecekleri konusunda uzun toplantılar gerçekleştirdik.

Tasarımı Sketch üzerinden yaptım. Bir önceki Arpa Suyu çalışmamda olduğu gibi komponentlerin kullanımı ve Style Sheet’in önceden hazırlanmış olması UI sürecini büyük bir ölçüde hızlandırdı. Ben bir yandan çizerken bir yandan da Gizem Webflow üzerinden kod’a dönüştürüyordu.

Daha detaylı UI çalışması için Arpa Suyu projemi inceleyebilirsiniz.

Gün 5: Webflow

Temel Tasarım eğitimi alırken Ersegün hocamın bana söylediği iki çift söz vardı; “Modellemeyi bilmiyorsan modellemeyeceksin” ve “Eğer tasarımını bir CAD programı üzerinden yapacaksan o programın yeterlilikleri kadar tasarlayabilirsin.” Bu sözleri duymak beni derinden yaraladığı için hayal gücümü ve tasarım yeteneklerimi öldürmemek için mümkün olduğunca eskizleri elimle yapmaya başladım.

Eğer konsept, prototip 1–10 sayfa aralında bir web sayfası yapacaksanız Webflow bu konuda elinizi çok hızlandıracaktır. Portfolio, ajans siteleri, tanıtım sayfaları gibi çok fazla bulunan template’leri kullanarak hızlı bir şekilde hayata geçirebilirsiniz. Ama Webflow üzerinden tasarım yapmak çok sancılı bir süreç ve tek tip gözüküken siteler yapacağınızı düşünüyorum.

No-Code platformlara karşı olmamakla beraber her ay bu yapıya para vermek zorunda olmak ve tasarım yeteneklerinin gelişmesini beklemek beni bu platformlardan uzak tutuyor. Ama gelecekte Framer X’in yapmaya çalıştığı sistem çalışırsa front-end’çi arkadaşlara görüşürüz demenin ya da UX/UI ünvanın altında birçok yazılımcı arkadaşımızı görüyor olacağız.

Gün 6: Revize, Revize daha çok REVİZE!

Bu süreçte Gizem’in canını en çok sıktığım kısma geldik. Yukarıda bahsettiğim gibi Webflow tasarımı %100 geçirmenizi sağlamadığı için, gün içerisinde 3–4 kere revize gönderdiğim ve Gizem’in gün içerisinde o hataları düzeltti. Aslında direkt yazılımcı arkadaş ile çalışsak 2–3 gün sürecek revize işleri Gizem ve Webflowla beraber gün içerisinde halledebiliyorduk.

Revizeleri önce defterde elimle çiziyordum. Daha sonrasında linkleri ve kullanılacak komponentleri Gizem’e gönderiyordum. Gizem’de kafasına oturmayan ya da fiziksel olarak yapılmayan işleri bana söylüyordu. Örneğin side-menu kısmını sabahtan tasarladık, öğleden sonra son revizileri yapıp tamamladık.

BONUS: itüUX Kulübü!

Başta İTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımcısı arkadaşlar olmak üzere tüm İTÜ’lü arkadaşlarımızı kulübümüzde görmek isteriz. Entas 4. sınıf olan 7 arkadaşımız ile kurmaya çalıştığımız kulübümüzde öğrendiğimiz her şeyi -temel tasarımından araştırma yöntemlerine, arayüzlerden trendlere kadar- paylaşacağımız ve gelecekte bu sektörde çalışmayı isteyen arkadaşlar için temel bilgileri edinecekleri bir yapı kurmaya başladık.

Kulüp tüzüğü ve itüUX branding’i yazmamızda yardımcı olmak isteyen herkesin benimle iletişimde kalırsanız çok sevinirim.

Ayrıca her tasarım alanından -UX, UI, iXd, Research- profesyonel tasarımcıları da bizimle tecrübelerini paylaşmalarını çok isteriz!

Sayfaya ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.

Yazımı okuduğunuz için teşekkürlerimi sunuyorum. Projede emeği geçen Mustafa Dalcı, Caner Aras, Umut Kızılışık, Tuğba Işık, Kıvılcım Çağatay, Berkan Sarıçam, Gizem Uçar ve diğer arkadaşlara sevgilerimi iletiyorum. İyi günler dilerim.

Online Workshop Tavsiyeleri

Userspots olarak 13 Mart 2020 tarihinden bu yana uzaktan çalışmayı deneyimliyoruz. Bu süreçte birçok sürecimizi online ortama adapte ettik ve bu süreçlerden birisi de workshop düzenlemek. Peki biz online workshoplarımızı nasıl düzenliyoruz? Bu yazıda online workshop için hangi aşamada hangi araçları kullandığımızı ve faydalı olabilecek önerilerimizi bulabilirsiniz.

Workshop Öncesi

Araçlar: Airtable, Google Spreadsheet, Slack, Zapier, Typeform ve Videoask

Araştırma süreci sonrasında elimizdeki verilerle bir workshop gerçekleştireceksek; Typeform ve Videoask gibi araçlar üzerinden toplayıp elimizdeki verileri Airtable ve Google Spreadsheet gibi araçlar üzerinden analiz ediyoruz.

Workshop öncesinde bize faydalı olabilecek kaynaklar bulursak Slack grubumuz üzerinden etiketlendirme yaparak birbirimizle paylaşıyoruz. Bu paylaşma esnasında grubumuzda bize Zapier botu eşlik ediyor ve paylaşımlarımızı bizim yerimize takip ederek etiketli link paylaşımlarımızı Airtable’da listeliyor.

Airtable üzerinde “Blocks” bölümünde entegrasyonlar öncesinde oluşturduğumuz otomatik rapor oluşturma özelliği sayesinde sunum formatı içerisinde listelenen her paylaşım, linkleri Slack grubuna ekledikçe sunum içerisine de ekleniyor ve istediğimiz zaman bu sunumu belirli filtrelemeler yaparak .pdf uzantılı olarak çıktı alabiliyoruz.

Workshop Alanı Oluşturma


Araçlar:
Airtable, Google Spreadsheet ve Miro/Mural

Workshop aşamasına geçerken Google Spreadsheet’ten seçtiğimiz sütunları Miro’ya kopyaladığımızda her bir satır otomatik post-it olarak yapıştırılıyor, aynı özellik Mural için de geçerli. Böylece elimizdeki bazı verileri, workshop’ta kullanılabilir bir hale hızlıca dönüştürebiliyoruz.

Aynı zamanda Airtable üzerindeki verilerin gösterimini katılımcıya sunmak istediğimiz formatta galeri görünümünde ayarlayıp bu görünümün embed kodunu Miro’ya ekleyerek katılımcıya elimizdeki verileri workshop esnasında hızlıca sunabiliyoruz.

Elimizde bulunan .pdf dosyaları Miro’ya yüklediğimizde dökümanı seçip çıkan seçeneklerden “Extract All Pages” seçeneğini seçerek dökümanın, örneğin bir sunumun, tüm sayfaların birer sayfa olarak yapıştırılmasını sağlayabiliyoruz. Daha sonrasında bu alanları workshop içerisinde sunum yaparken veyahut katılımcıların üzerinde çalışması için kullanabiliyoruz.

Workshopları oluştururken bizim için faydalı olan bir diğer yöntem ise geçmiş workshoplarımızın taslaklarından faydalanmak. Aslında Miro’nun ve Mural’ın kendi workshop taslakları var. Ancak her geçen gün oluşturduğumuz yeni workshop alanları sayesinde kendi özel taslaklarımız oluşmaya başladı.


Not:
Miro ve Mural kıyaslaması yapacak olursak; Miro kullanıcısına istediğin özgürlükte çalış mesajını verirken Mural belirlediğin sınırlar içerisinde kal gibi bir mesaj veriyor. Kullanım açısından büyük farklılıklar olmasa da Miro entegrasyonları ve çalışma alanında daha rahat hareket edilebiliyor olması sebebiyle daha özgür ve daha özelleştirilebilir bir alan imkanı sunuyor. Mural ise kullanımı belirli bir alan içerisinde sınırlayarak özellikle ilk defa kullanacak kullanıcılar için sade bir kullanım sunuyor.

Workshop Anı

Araçlar: Zoom ve Miro/Mural

Workshop’a başlamadan önce kontrolü sağlanması gereken nokta; üzerinde düzenleme yapılmayacak alanların kitli olduğuna emin olmak. Kalabalık workshoplar sırasında bu alanlar kitlenmediği takdirde oynamaya başlayabiliyor ve kontrolü sağlamak zor oluyor.

Miro/Mural aracımızın paralelinde kullanacağımız Zoom sayesinde workshop ortamını online ortama taşıyabiliyoruz. Workshop alanında gruplara bölmek istersek katılımcıları Zoom üzerinde ayrı Breakout Room’lara gönderip kendi aralarında konuşmalarını sağlayabiliyoruz. Her grup Miro’da kendi Frame’ini seçip o çerçeve içerisinde çalışmalarını gerçekleştirebiliyor. Grup çalışmaları sonrasında Breakout Room’ları kapatıp katılımcıları orta alanda buluşturup genel değerlendirmede bulunabiliyor ve istersek oylama eklentisi sayesinde katılımcılarla hızlı bir şekilde oylama gerçekleştirebiliyoruz.


Not: Eğer katılımcı sayısı fazla değilse ve gruplara bölme gibi özellikler kullanılmayacaksa direkt Miro alanı içerisinde de video görüşme gerçekleştirilebiliyor. Deneyimlerken bize yarattığı tek handikap ekran paylaşmak istediğimizde Miro haricinde farklı bir sekme veya pencereden katılımcılarla bir içerik paylaşımı gerçekleştirememekti, sadece Miro alanı içerisinde paylaşım gerçekleştiriliyor.

Teknik Öneriler

1.Workshop öncesinde linklerin çalışıp çalışmadığını test edin.

2.Workshop alanı ve sohbet alanı haricinde dikkat dağıtabilecek araçları (telefon, Slack gibi konuşma ve mesajlaşma araçlarınız, mail bildirimleriniz vs.) workshop öncesinde sessize almış veya kapatmış olun.

3.Workshop çalışma alanında katılımcının çalışmada aktif olabilmesi için masaüstü platformda workshop alanını açmasını tavsiye edebilirsiniz.

Hazırlayan;

UX Designer

Aziz Gürkan Tan

Çevrendekilerle Paylaş !

Userspots Bülten
Her ay tasarım ve teknoloji üzerine yeni stiller, dijital ürünler, projeleriniz için kaynaklar, tasarım ilhamları ve daha fazlasına sahip bülten.
2300’den fazla kişinin kayıtlı olduğu kulübümüze katıl !
Başvuru için teşekkürler. En kısa sürede sizinle iletişime geçeceğiz.
Lütfen eksik bilgileri tamamlayıp, tekrar deneyin.