Diyalog Tasarımı Nedir ve Nasıl Yapılır?

Her gün defalarca birden fazla ürünle ve insanla etkileşime giriyoruz. Artık etkileşimin tanımı değişmezken şekli ve dili günden güne değişmeye devam ediyor. Bu değişik kanallardaki diyalog tasarımını nasıl yapılır?

Etkileşimin Yeni Adı: Conversational UX

Her gün defalarca birden fazla ürünle ve insanla etkileşime girdiğimizden artık etkileşimin tanımı değişmezken şekli ve dili günden güne trendlerle değişmeye devam ediyor. Endüstriyel devrim ile başlayan insan-makine etkileşimi, insan-bilgisayar etkileşimine ve ardından insan-insan etkileşimine dönüşerek devam etti. İnternetin ilk dönemlerinde bilgiye erişim, kategoriler üzerinden navigasyon odaklı sağlanıyordu. Google ile birlikte “arama odaklı” insan-bilgisayar etkileşimine geçiş yapıldı. Daha sonra ses komutları ile yapılabilen işlem sayısı arttıkça, insanlar en çok kullandıkları cihaz olan cep telefonlarıyla konuşmaya alıştı. Yapay zeka teknolojisinin de gelişmesiyle, insanlar için makinelerle konuşmak normal bir hale geldi. İnsan-insan etkileşimini taklit eden diyalog odaklı iletişimi, hayatımızın her alanına yayılırken “Conversational UX” adı altında yer almaya başladı. Hatta bu iş için özelleşmiş fiziksel ürünler de piyasaya sürüldü.

Daha özet anlamıyla web sitesinde yardım ya da bilgi almak için chatbotla veya canlı insanla etkileşime girdiğimiz noktadan, “Alexa akşam Zorlu’daki Hamlet oyununa iki kişilik bilet alır mısın?”, “Google Asistan ışıkları kapatır mısın?” gibi fiziksel ürünlere komut vererek sesli etkileşime girme noktasına gelmiş bulunmaktayız. Peki bu süreçte “Conversational UX” kavramı nerede devreye giriyor, neden önemli hale gelmiş durumda, tasarlarken nelere dikkat edilmeli gelin biraz bunları deşelim. Aslında sürecin tamamında mevcut, bir kurgunun oluşturulmasından içeriğine kadar olan her noktada yer alıyor. Çünkü kullanıcıların etkileşime girme şeklinin temelini oluşturuyor diyaloglar. Sizin kullanıcıyla nasıl etkileşime gireceğiniz, cevap verme şekliniz, tavrınız vb. içeriklerin temel taşı diyebiliriz. Peki bu diyalogları tasarlarken neye dikkat etmeliyiz?

İlk olarak kullanıcı, diyalogları tasarlarken kullanıcıyı ön plana koymayı unutmayın! Nasıl mı? Her insan aynı şekilde konuşmaya meyilli değildir. Kimi kısa cümleler kurarken, kimi dakikalar içerisinde hayat hikayesini anlatabilir, kimi de ona bir şeyler önermeden açılamaz, kendini anlatamaz. O yüzden kullanıcıların hepsini kucaklayabilecek bir yapıda kurgulamak gerekecektir.                

Bir diğer önemli nokta tabii ki süreçteki etkileşim, kendimizi bir sohbet esnasında konuşurken düşünelim. Her şeyi aklımızda tutamıyoruz ama genelde konuşmaya söylenenler üzerinden örnekler vererek ya da söylenenlere tepki vererek devam ediyoruz. Aslında konuşma sırasında öğrenerek konuşmayı devam ettiriyoruz. Konuşurken karşımızdaki kişinin bizi dinlediğini görmek istiyoruz hatta duygularını ve tepkilerini merak ediyor bazen sadece onlara odaklanıyoruz. Düşünün! Sorduğunuz sorulara cevap veren konuşmayı akıcı bir şekilde sürdürmeyen biriyle konuşmak ister miydiniz? Sanmıyorum! Size etkileşimi ve biriyle konuşuyormuş hissini güzel bir örnekle anlatmak istiyorum. “Lemonade” sigorta şirketinin teklif alma kısmında, satış danışmanıyla konuşuyormuş gibi diyaloglarla size form alanındaki inputları etkileşimli bir şekilde dolduruyor. Doldururken sohbet ediyormuş izlenimiyle aslında sıkıcı input alanlarından kurtulmuş oluyorsunuz.

Lemonade

Bir yazının nasıl giriş, gelişme ve sonuç bölümü varsa diyalog kurarken de aynı süreç devam ediyor. Kullanıcıyla kurulacak diyaloglar olabildiğince yönlendirici bir yol izlemelidir. Hadi bir örnekle bunu taçlandıralım! “Ada health” uygulaması semptomlarınızı seçim yaptırarak size olası sonuçları sunuyor. Bunu yaparken etkileşimli ve bir doktorla konuşuyormuş gibi yaparak kullanıcıyı yönlendiriyor.

Ada Health Uygulaması

Sadece olumlu olan kurgular değil, hata ve anlaşılmayan bir durum olduğunda nasıl çalışılacağı da kurgulanmalıdır. Sonuçta her şey istenildiği gibi gitmeyebilir fakat kullanıcıyı sudan çıkmış ak kaşık gibi ortada bırakmamalı kullanıcıya çıkış noktaları da sunmalıdır. İşimiz kullanıcının hayatını kolaylaştırmak sonuçta, değil mi?

Son önemli nokta da içerik ve sorular. Kullanıcıya burada ne diyor sorusunu düşündürmeyecek kadar anlaşılır ve yeri geldiğinde görsellerle ya da bilgilendirme alanları ile destekleyerek kullanıcıyı ikilemde bırakmayacak şekilde kurgulanmalıdır. Buna örnek olarak Hi Oscar sigorta uygulamasını verebiliriz. Size input alanlarını doldururken “Native Language Form” kullanarak cümlelerde ilgili yerleri değiştirerek input alanlarını doldurabiliyorsunuz.

Hi Oscar Sigorta

Giderek artması beklenen “Conversational UX” trendine son örneğim “Typeform blog”. Blog içeriğini okumaya başlarken size eşlik eden biri var. Tekrar geldiğinizde sizi isminizle karşılayan, makaleyi okurken size ilgili içeriğin ve cümlenin örneklerini göstermeye yönlendiren biri.

Typeform Blog

Eğer rahatsız ettiğini düşünürseniz kapatabiliyorsunuz. Sonuçta her insan buna alışamayabilir. “Typeform Blog”a bir göz atın derim. İlginizi çekebilir. Özet olarak, çağa baktığımızda makine öğreniminin giderek arttığını ve insan-makine etkileşiminin yerini Siri, Alexa gibi diyalog ve sesli komutlarla işlemlerimizi yapma noktasına geldiğimizi düşündüğümüzde hayatımızın bir parçası olma yolunda ilerliyor ya da ilerliyor olabilir. Fakat bu diyalogların tasarlanmasında kullanıcıyı ön planda tutmaya, etkileşimi ve içeriği doğru bir şekilde değerlendirmeye ve kurgulamaya dikkat edilmelidir.

Hazırlayan;

UX Designer

Mustafa Terzioğlu

Çevrendekilerle Paylaş !

Userspots Bülten
Aylık bültene abone olup kullanıcı deneyimi ile ilgili gelişmelerden haberdar olun.
Başvuru için teşekkürler. En kısa sürede sizinle iletişime geçeceğiz.
Lütfen eksik bilgileri tamamlayıp, tekrar deneyin.