Simit mi? Gevrek mi?

Bilgi Sınıflandıranlar İçin İpuçları

Simit mi? Gevrek mi?

Bilgi Sınıflandıranlar İçin İpuçları

Çocukken evdeki sıradan nesneleri de oyuncak yapar, rengine, şekline, anlamlarına göre gruplamaya bayılırdım. Vitrindeki bardaklar, iskambil kartları, mandallar... Fotoğraftaki gibi küçük hayvan figürlerini önüme alıp, onlar ile küçük aileler oluşturmak ve senaryolar yazmak da favori aktivitelerim arasındaydı. Kurt ailesi, çiftlik hayvanları, kuşlar, atlar... Bu anlattığım aileler oluşturma oyunu, insanların herhangi bir bilgiyi sınıflandırırken yaptığı davranışın bizzat aynısı. Bahsedilen bilgi bir web sitesinde yer alacak fonksiyonlar da olabilir, hayvan figürleri koleksiyonunuz da…

bilgi mimarisi
bilgi mimarisi

Önce birbiri ile ilişkili gördüğümüz bilgileri bir araya getirip küçük gruplar, aileler oluşturuyoruz. Bunlara genelde şema diyoruz. Sonra bu şemalara isim veriyoruz. Yerine göre bunları alt gruplara ayırıyoruz, bazılarını birleştirip ana başlıklar oluşturuyoruz. Ardından belli kriterlere göre bilgiyi sıralıyoruz. İlk hangisinin görüneceğine, en son hangisinin görüneceğine karar veriyoruz, bir sistem oluşturuyoruz. Daha sonra oyuna veya web sitemize davet ettiğimiz biri, gelip bizim oluşturduğumuz bu sistemin içinde bir bilgi aradığında daha önce öğrendikleri, çevresinden gördükleri ve bildiklerine göre aradığı bilginin nerede olduğunu bulmaya çalışıyor, oluşturduğumuz sistemin içinde dolaşıyor.

Çocuk oyuncağı değil mi?

1. Grupla.

2. İsimlendir.

3. Sistem oluştur (üst ve alt gruplar oluştur, isimlendir).

4. Nasıl dolaşılacağını tasarla (tüm derdimiz navigasyon).

Bu içeriği yalnızca bir kişi kullanacaksa inanılmaz kolay, evet.

Ancak kullanacak kişi sayısı arttığında bir o kadar zor.

Yalnız yaşıyorsanız, neyi nereye koyduğunuzu bilirsiniz, saç fırçanızı vestiyere bırakmak istiyorsanız orada bırakırsınız ve kimse yerini değiştirmez, ihtiyaç anında vestiyerden kendisine kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Ancak biriyle birlikte yaşamaya başladığınızda eşyaların yerleri değişmeye başlar, saç fırçası aradığınız yerde olmayabilir. Artık birlikte bir düzen kurmalısınız veya var olan düzeni öğrenmelisiniz. Aynı şekilde, şirketinizin mantığını son kullanıcılara dayatamazsınız. Onların mantığını öğrenmeli, birlikte bir mantık kurmalısınız.

Birlikte bir mantık kurmak için bildiğiniz gibi, kullanıcıları tanımaya, onlarla empati kurmaya çalışıyoruz. Bunun için birçok farklı çalışmadan yararlanıyoruz, bu yazıda bu çalışmalardan değil sonucunda sistemi oluştururken dikkat etmeniz gereken 4 konudan bahsedeceğim.

Bir soru:

Mutfağınızda streç film, buzdolabı poşeti gibi malzemeler nerede?

3. çekmecede mi?

Peki, çatal, kaşık?

1. çekmecede mi?

Herkes için ortak olmasa da bir çoğunuz yabancı bir mutfağa girdiğinizde bu nesneleri bahsettiğim yerlerde arıyorsunuzdur (%80 diyelim...). Eğer ev sahibinin eşyayı yerleştirdiği yer ile sizin aradığınız yer ortak ise deneyimleriniz örtüşüyor demektir.

Onların da sizin de daha önce yaşadığınız evlerde çatal, kaşık hep ilk çekmecede yer almış ve sizler bu öğrendiğiniz bilgiyi bir alışkanlık haline getirmişsiniz.

Tabii ki ilk adım kullanıcılarımızın bildiği, öğrendiği bilgiyi bizim de öğrenmemiz. Bunun için onlarla görüşün, kartları gruplayın vs. Bunları yaptıktan sonra da şunlara dikkat edin:

1- Sağlarlık

Kullanıcının almasını istediğiniz aksiyonu, tasarladığınız fonksiyonu yaptırmasını ne sağlar? Öğrenilen, algılanan hangi özelliklere yer vermelisiniz? Vermek istediğiniz izlenim için hangi başlıkları kullanmalısınız?

Bu sorulara cevap vermek için kullanıcılarınızla görüşeceğinizi varsayıyorum. Tavsiyem, kullanıcılarınızla görüşürken sizin sektörünüzün ve ürününüzün dışında olsa da onların günlük hayatlarındaki alışkanlıklarını, davranışlarını anlamaya yönelik sorular da sorun.

Sorularınız hayatın anlamını sorgulayan cinsten de olabilir, başka bir konu üzerine deneyimlerini öğrenecek cinsten de... Bir ödeme sistemi tasarlıyorsanız kullanıcıya günlük hayatında neleri hızlı bulduğunu ve neden böyle bulduğunu sorabilirsiniz. Bir sigorta firmasını dijitalleştirmek için araştırma yapıyorken inceleyeceğiniz ürünlerin listesine e-ticaret sitelerini ekleyebilir, kullanıcıların daha önce haşır neşir oldukları o e-ticaret sitelerinde, satış yapıldığını öğrendiği unsurlara ve başlıklara yer vermeyi deneyebilirsiniz. Bir sepet ikonu, ürünlerin fiyatları, aksiyon butonu isimleri…

2- Bulunurluk

Tıpkı arılar gibi bizler de bir yapı ile karşılaştığımızda bize bırakılan ipuçlarını arıyoruz, çizilen yolları takip ediyoruz. Özellikle tanımadığımız bir yer ise ipuçlarının kuvvetli olması şart. Bu ipuçlarına bilgi kokusu dendiğini duymuş olabilirsiniz.

Bir yapı kurduğunuzda temel aksiyonlar başta olmak üzere, tüm içeriğinizin ilgili yerde ve kolay bulunur olduğundan emin olmalısınız. Kimse pengueni at ailesinde aramaz, kuşları veya kutup hayvanlarını deneyin.

Karşılaşacağınız ilk zorluk, gruplama.

Hangi bilgi (özellik, fonksiyon, ürün...) hangi başlığın altında yer alacak? Bu bilgiye ulaşmak için kaç adım yol katedeceğim? İlk adımda kaç başlık ile karşılaşacağım?

Bu soruların genel geçer cevapları yok. Tasarımınızın gereksinimlerine göre cevapları kendiniz bulmalısınız. Tavsiyem, aynı seviyede birbiri ile yarışan başlıklar kullanmayın. Seçenekler mümkün olduğunca keskin şekilde birbirinden ayrılsın.

bilgi mimarisi

Gitar arıyorsam ve sayfayı hızlıca tarıyorsam, enstrüman dikkatimi çekmeden müzik başlığına tıklayabilirim, karşılaştığım sayfada sadece CD, DVD varsa, siteden çıkar giderim. Aklınıza arama kutusu geliyorsa, evet, aradığım ürün gitar gibi belirginse arama motorunu kullanırım. Fakat adını bilmediğim bir ürünü arıyorsam o da yardımcım olamaz.

bilgi mimarisi


Bir kozmetik sitesine girip ruj yazmak size pek yardımcı olmaz. Kalıcı, mat ama nemlendirici özelliği olan bir ruj arıyorsanız ve markanın ART STICK LIQUID LIP isimli ürününün bu özelliklere sahip olduğunu bilmiyorsanız menüyü kullanmanız gerekiyor.

Diğer büyük sorunumuz ise isimler.

Yıllardır kiren adı ile bildiğim meyvenin şarkıdaki selelere dolan kızılcık olduğunu öğrendiğimde 21 yaşındaydım :). Yine de ikisinin aynı şey olduğundan emin olamıyorum. Oluşturduğunuz grupları, sayfaları isimlendirirken yine kullanıcının dilini öğrenip, anlayacakları, açık ve net başlıklar kullanmanız gerekiyor. Cloze Test ve Word Concept Association gibi teknikleri kullanmayı deneyebilirsiniz.

İkon kullanımı da isimlendirmenin bir yolu, eğer başlıklar yerine ikonları tercih ediyorsanız, kullandığınız ikonların gerçekten ama gerçekten herkes tarafından aynı şekilde anlaşıldığından emin olmanız lazım.

Özetle, bilgiyi kullanıcıların bulmak istediği yere yerleştirin. Sağlam, net yollar çizin. Çelişkiye yer vermeyin.

3- Görünürlük

Evet kullanıcılar ile yaptığınız çalışmalarda o sayfada birçok aksiyon olması gerektiğine karar vermiş olabilirsiniz ancak bunlardan biri kullanıcıların büyük çoğunluğunun temel amacıdır muhakkak. Veya bunlardan biri çoğu zaman kullandıkları özellik iken diğerlerini daha nadir kullanıyorlardır. Bu sık kullanılan fonksiyonu öne çıkarıp, diğerlerini gruplamayı düşünün.

bilgi mimarisi
menü: flipkart ve ebay

Büyüklük, kontrast, vurgu... Kısacası tasarım unsurlarını kullanarak kullanıcılara yön vermek sizin elinizde. Menüdeki başlıkları nasıl sıraladığınız (A’dan Z’ye, popülarite, yan yana, sırayla...), bir seçim sayfasında öne çıkardığınız elementleri nasıl gösterdiğiniz, kullanıcıların sizin tasarladığınız sistemde daha hızlı dolaşmasını sağlayacaktır.

Davet ettiğiniz kişilerin, sizin sisteminizde rahatça dolaşması, hızlı karar vermesi, kararlarından tereddüt etmemesi için temel bilgileri, temel özellikleri diğerlerine göre daha görünür yapın, öne çıkarın.

4- Kısıtlama

Buzdolabınızın raflarının yerini değiştirebiliyorsunuz, sizi olduğunca serbest bıraktığını düşünüyor olabilirsiniz. Fakat bu serbestlik kısıtlamalarla birlikte geliyor. Kullanıcıların işini hızlandırmak ve kolaylaştırmak için bazı kısıtlar getirmeniz gerekebilir.

Yine size soruyorum. Buzdolabınızda kahvaltılık malzemeler hangi rafta? Sebzeler? Yoğurt? Süt? Raf tipleri, raf yükseklikleri gibi kısıtlamalar ile tasarımcılar ve mühendisler, buzdolabının en soğuk bölgesine en hızlı bozulacak ürünleri yerleştirmemiz yönünde bizi yönlendiriyor. Bunun için elimize bir liste vermek yerine kısıtları kullanıyorlar.

İnsanların işini kolaylaştırmak için siz de kısıtlamaya gidin. Üyelik planlarınız varsa seçenek sayısını azaltıp, kullanıcıların karar vermesini kolaylaştırın. Yeni bir uygulama geliştiriyorsanız fazla özelliklerden kurtulun, bir ana amacınız olsun. Aynı kategoride belli sayıda ürün satılmıyorsa onun için yeni bir kategori açıp kırılım sayısını artırmayın. Filtreler ne güne duruyor?

Gerekli olmayan özelliklerden kurtulun. Gereksiz kırılımlar yaratmayın. Böylelikle insanları kısıtlayarak, kaybolmalarının önüne geçeceksiniz.

Bilgiyi kendiniz sınıflandırıyor olsanız da, bunu kullanıcılarla birlikte yapıyor olsanız da, gruplayıp isim verecek, bir sistem oluşturup, yollar tasarlayacaksınız. Bilgiyi kullanıcıların bulmak istediği yere yerleştirmek için kararlar alacaksınız. Aldığınız kararlardan emin olmak için kart gruplama, ağaç testi gibi bilinen teknikleri kullanacaksınız. Bunları yaparken bu anlattıklarımı akılda tutarsanız, işinizin kolaylaşacağını umuyor ve kontrol edebilmeniz için bir liste paylaşıyorum.

1. İnsanların öğrendiği bilgileri ve alışkanlıkları ile çelişmeyin.

2. Hedef kitlenizin dilini öğrenin ve kullanın.

3. Anlatmak istediğiniz, kullanıcıyı yönlendirmek istediğiniz aksiyonun orada bulunduğunu anlamasını sağlayacak unsurlara yer verin.

4. Birbiri ile yarışan başlıklar kullanmayın.

5. Sunduğunuz ürün sayısının hızlı karar vermenin önüne geçmeyeceğinden emin olun. Gerekirse kısıtlayın, gerekirse saklayın.

6. Temel özellikleri diğerlerine göre daha görünür yapın.

Hazırlayan;

UX Designer

Sıla Karagöl

Çevrendekilerle Paylaş !

Userspots Bülten
Aylık bültene abone olup kullanıcı deneyimi ile ilgili gelişmelerden haberdar olun.
Başvuru için teşekkürler. En kısa sürede sizinle iletişime geçeceğiz.
Lütfen eksik bilgileri tamamlayıp, tekrar deneyin.